Assyrian Forums
 Home  |  Ads  |  Partners  |  Sponsors  |  Contact  |  FAQs  |  About  
 
   Holocaust  |  History  |  Library  |  People  |  TV-Radio  |  Forums  |  Community  |  Directory
  
   General  |  Activism  |  Arts  |  Education  |  Family  |  Financial  |  Government  |  Health  |  History  |  News  |  Religion  |  Science  |  Sports
   Greetings · Shläma · Bärev Dzez · Säludos · Grüße · Shälom · Χαιρετισμοί · Приветствия · 问候 · Bonjour · 挨拶 · تبریکات  · Selamlar · अभिवादन · Groete · التّحيّات

Tarihimizi ele nasıl almalıyız?

    Previous Topic Next Topic
Home Forums Turkish Topic #7
Help Print Share

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

Tarihimizi ele nasıl almalıyız?

Apr-03-2017 at 02:51 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

Tarihimizi ele nasıl almalıyız? | How can we take care of our history?

Jan Beṯ-Şawoce
(In Turkish)

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

  • Part 1, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 02:53 AM, (1)
  • Part 2, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 02:54 AM, (2)
  • Part 3, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:19 AM, (3)
  • Part 4, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:23 AM, (4)
  • Part 5, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:24 AM, (5)
  • Part 6, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:25 AM, (6)
  • Part 7, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:26 AM, (7)
  • Part 8, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:28 AM, (8)
  • Part 9, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:29 AM, (9)
  • Part 10, Jan Bet Sawocemoderator, Apr-03-2017 at 03:31 AM, (10)
 
Forums Topics  Previous Topic Next Topic

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

1. Part 1

Apr-03-2017 at 02:53 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
1

Bizde, ne yazık ki tarih konuları ya da olayları tartışılınca, ya aile, ya mezhep, ya da benzeri türünden feodal bir tavırla ele alınır. Konular bu bazda ele alındıǧı için, yerel doǧasıyla (berberiye anlayışıyla), tartışılır olur. Ve eski karalama propogandası ile konu ya da olaylar, yeni boya ile karalanmaya devam eder durur. Bunlar doǧal olarak bizi yanlış yöne ve saǧlıklı olmayan alanlara sürüklüyor.

Bunları ele nasıl almalı bilinci, henüz yeni filizleniyor.

Örneǧin Turabdin tarihini, ele nasıl almalıyız?

Kilisenin kendi yazarları bunu ele alırken, Turabdin’de kilise ve manastırları sayar durur. Orada ne kadar ruhban yetişti, büyüdü ve öldü. Hangileri aziz olmuş vs. Yani resmi bir kilise tarihi ortaya çıkarılıyor. Biz okuyucular da bunu okuyor ve doǧruluǧuna kendimizi inandırıyoruz.

Peki bunca manastır neden kapandı? Bunca kilise neden ortadan yok oldu? Bilenimiz var mı?

Bu manastır ve kiliselerde gerçekten anlatılan yaşam, anlatıldıǧı gibi sadece tapınma, perhiz, dua ile mi geçiyordu? Ruhbanlar arasında hiç sorun yok muydu? Olmuyor muydu?

Yani bu dinsel kurumlarda despotluk, çirkeflik, insanlık dışı olay olmuyor muydu?

Bunları öǧrenmek yararlı mı sizce?

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

2. Part 2

Apr-03-2017 at 02:54 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
2

Tarih meselesi çok ciddi bir olay. Onu bilinçli bir algı ile ihmal etmemeliyiz.

Doǧal olarak tarihimizin olumlu ve olumsuz yanları olacak. Bundan doǧal ne olabilir ki?
Özellikle onun olumsuz yanlarından ürkmemek gerekiyor. Ak, pak,... tarih, hiç bir halkta yok ve olması da olanak dışı.

Bu yüzden konumumuz gereǧi, hem objektife ve hemde subjektife, şu an gerek var. Çünkü yazılı bir çaǧdaş tarihimiz yok. Onun her parçası çeşitli ve bilinmedik yerlerde saklı duruyor. Kimi devletler arşivinde, kimi kilise ve manastırların arşivinde, kimi de özel kolleksiyonlarda saklı duruyor. Ateşe atılanları bir kenara bırakıyorum. Bu yakma ve yok etme süreci, hala da gözlerimizin önünde nasıl devam ettiǧinin tanıklarıyız.

***

Avrupa’ya geldikten sonra, tarihimizin ve çaǧdaş dilimizin önemini anladık ve onlara el atmaya başladık. El atanlardan biri benim.

İsveç’e 1975’te geldim. Geldiǧim günden bu yana, yazılı ve sözlü bilgi ve belge topladım, hala da topluyorum.

Bu bilgi ve belgeden 70’in üzerinde kitap ve kitapçık yayınladım. Yayın çalışmalarım aralıksız devam ediyor.

Yanımdaki bu bilgi ve belge birikimi olmazsa, Sayfo ortaya nasıl çıkacaktı?

Bu benim ilk projemdi. Ve elimde biriken bunca bilgi ve belgeyi, açık bir elle, her araştırmacıya sundum ve Sayfo bugün hemen hemen her üniversitede (olumlu-olumsuz) artık araştırı konusu oldu.

***

Benim 2. projem, kilisenin yasakladıǧı çaǧdaş Şurayt dilini yazıya dökmem, yani geleceǧimiz için gerekli olan ulusal bir dil yaratma çalışmam oldu. Şu an bu dilde yeni bir yazar kuşaǧı doǧmaya başladı.

Facebook’ta sunduǧum özveri nedeniyle, Şurayt yavaş da olsa artık sahipleri tarafından doǧal bir şekilde kullanılıyor.

Madem ki halkız, o halde dilsiz, tarihsiz, geleceksiz,... bir halk olmamalıyız.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

3. Part 3

Apr-03-2017 at 03:19 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
Last edited on Apr-03-2017 at 03:21 AM (UTC 3 Nineveh, Assyria)
 

Related Information:

Mustafa Kemal Ataturk chronology

1908: Student, Turkish military academy, member of the Young Turks movement

1909: Ottoman Archives Related to the Adana Massacres

1911: Soldier, Turkish Army in Syria
1912: Soldier, Turkish Army in Libya
1913: Officer, Army Chief of Staff, Gallipoli Peninsula

1915: Colonel, Commander of the 19th Division, Gallipoli Peninsula (main reserve of the Turkish 5th Army). Titled "Pasha" (commanding general) in August 1915 after Turkish Army successes in the Anafarta sector (Caucasus)

1915: The Deportation of the Assyrians in Ottoman Documents

1915-26: The Executions of Some of the Arch-perpetrators of the Armenian Genocide by the Ittihadists and Kemalists, 1915-1926

1918: General, Commander of the Turkish 7th Army in Palestine during the defeat of the Turkish Army, ending World War I

1919: Founder, Turkish Nationalist Movement, to oust the Allies who had placed strategic portions of the country under occupation after its defeat

1923-38: President, Republic of Turkey established, becomes 1st president

1923: Agha Petros and the Lausanne Telegraphs

1931: Founder, Turkish Historical Society, the guardianship of the state’s official history

1982: Constitution of the Republic of Turkey. The following statement is from a section of the Constitution of the Turkish republic, which was ratified in 1982.

"No idea can be upheld against the interests of the Turkish nation, the foundation of the indivisibility of the Turkish existence with its state, its country, its history and moral values, Ataturk's nationalism (Kemalism), principles, revolutions and civilisation."

2000+: 'Lies in Turkish': Turkish Denial of Genocide

2000+: Fatwa on Armenian Massacres Attracts World Attention Despite Turkish Denials

2000+: Mass Grave of Armenian and Assyrian Genocide Victims Discovered in Turkey

2000+: WikiLeaks: 2005-04-08: 05ANKARA2061: Religious Freedom - a Weak Link in Turkish Reform

3

“Mustafa Kemal 1930’lu yıllarda, Türk Tarih Kurumu üyelerine yaptıǧı bir konuşmada: Biz Balkanları neden kaybettik? diye soruyor. Cevabını kendisi veriyor: Balkan halklarının Slav araştırma kurumları kurduǧunu, dilleri, edebiyatları, tarihleri ve kültürleri konusunda geniş araştırmalar yaptıklarını, vurguluyor. Bu araştırmaların ve bu araştırmalar etrafında yapılan tartışmaların, o halkları ulusal bilince ulaştırdıǧını ve sonuç olarak Osmanlı Devleti’ne başkaldırdıklarını, belirtiyor.”

Kocatürk, Utkan, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Ankara: Turhan Kitabevi 1984, f. 149; Şapolyo, Enver Behnan, 1951 Olağanüstü Türk Dil Kurultayı, Ankara: TDK Yayını 1954, s. 54.

Yukardaki alıntıyı, yorumunuza bırakıyorum. Onu sizlerin yorumlamasını bekliyorum. Ben bunun ne anlama geldiǧini, Midyat’ta, lise sıralarında iken algıladım. Ve bilindik yolumu döşemeye koyuldum.

***

İsveç’e ayaǧımı bastıǧım ilk günlerde, bunu gündemimin ilk maddesi yaptıǧımı anımsıyorum. Tanıdıklarım ve karşılaştıklarım insanlar arasında bunu anlıyan, anlamak isteyen,... yok kadardı. Örgütlü, kollektif, ortak,... çalışmanın önemini bildiǧim için, Södertälje’nin Ronna semtinde, bu sıra buluşma yeri olan, tek derneǧe gelip-gittim. İçinde, giriş kapısından girerken, karşı duvarında, asılı elle yapılmış, çok güzel bir kanatlı boǧa kabartması vardı.

Onun dışında, herhangi bir tarihi, dini,... simge yoktu. Diǧer duvarları çıplaktı. Kanatlı boǧa kabartması, derneǧe uǧruyan insanların umurunda bile olmadıǧını, çok erken sezmiştim. Giriş kapısından insanlar, kiminle tavla, dama,.. oynuyacaǧını saptayıp, yanına hemen oturur oynamaya koyulurdu.

Gelecekte İsveç’te tarih, dil, kültür, politika,... gerekli mi, deǧil mi? Bilgisi hiç yoktu!

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

4. Part 4

Apr-03-2017 at 03:23 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
4

1970’li yılların ortasında, Turabdin’den gelen kitlesel göç dalgası nedeniyle, dernek ünlendi. İçi temiz ve saǧlıklı deǧildi. Baştaki yönetim, bizden önce 1967’de ve 70’te gelen Turabdinlilerdendi. Bu yönetim, derneǧin duvar ve tavanlarının boyanmasını istedi.

Bu görevi ben, Malak Bë-ẖanna saydo (Safar’lerden, şu an Linköping’te kalıyor) ve Fikri Bë-šammo (Stokholm’de kalıyor) üstlendik. Üçümüz Stokholm’da kalıyorduk, her gün sabah erkenden Södertälje’ye geliyor, bu boyama işini birkaç günde bitirene kadar, karşılıksız seve seve yaptık.

***

Bu çalışmamız sırasında, derneǧin bir köşesinde eski bir stensil (Gestetner) makinası gördüm. Onu bir kenarda saklamıştım, birgün gerekli olur diye.

Boya işleri bittikten sonra, derneǧe yönetim tarafından yeni masalar ve sandalyeler satın alındı. Bu ara yönetime başvurdum, onlara bir “kültür komitesi” kurmak istediǧimi ilettim. Memnuniyetle kabul ettiler.

***

Midyat’tan tanıdıǧım birkaç arkadaşla, günümüzün çalışmalarımı, burda başlattım. Halkımızla ilgili kimde kitap varsa, ödünç alıyor, onu ya sökerek ya da yeniden bulduǧumuz küçük bir daktilo ile yeni baştan yazıyor, stensil makinası ile çoǧaltıyorduk.

Çok basit bir işti, derneǧe uǧrayan herkes yardımcı olmak istiyordu, onları memnuniyetle kabul ediyorduk. Çoǧaltım ve basım bittikten sonra, hazırlanan broşür ve kitapçıǧın sayfalarını sırayla gelen arkadaşlar topluyor sonunda zımpalanıyordu. Görev bittikten sonra, yardımcı olanlara birer tane bedava veriyor, beraber oturup çalışmanın içeriǧini anlatıyor ve tartışıyorduk.

Bu gittikçe gelenekleşiyordu. Katılan arkadaşlar bir şeyler öǧreniyordu. Git gide bu kollektif ve ortak bir ruh alıyordu.

Bu ara ben, Stokholm’deki büyük belediye kütüphanesinde Cumhuriyeti gider okurdum. İçinde bir sürü Sol Yayınevi (Sol, Onur, Temel, Sosyal,...) yeni çıkan kitaplarını tanıtıyordu. Onlara mektuplar yazıp kitap ısmarlamaya başladım. Elime ulaşan kitaplardan, bazı arkadaşlara okusunlar diye ödünç veriyordum.

Yavaş da olsa, biraz bilinç olmaya başlamıştı.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

5. Part 5

Apr-03-2017 at 03:24 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
5

Batı’da itiraf etme, yüzleşme,
günah çıkarma geleneǧi var,
ama Doǧu kültüründe,
günahların hesabının öbür dünyada verileceǧine inanılır.

Burada kaleme aldıklarım, ileride de alacaklarım, birilerini ötekileştirmek ya da hedef göstermek için yapılmıyor, lütfen bunlardan böyle bir anlam çıkarılmazsın. Bu tavırlar Turabdin’de de vardı. Onları buraya birlikte getirdik. Bunları feodalce deǧil, politik bir bilinç ve algı ile kavramak ve çözmek zorundayız. Bu türden tavır, görüş, ötekileştirme her toplumda var ve hala da var ve devam ediyor.

***

Kültürel çalışmalarımızın etrafı Södertälje’de mayınlanıyor, haberimiz yoktu. Birileri gelip anlatsa bile, buna kesin inanmıyacaktım, hemen bunu itiraf etmeliyim. Herkes, benim gibi baskı ve zulümden geliyordu, niye buna gereksinim duyacaktı ki, düşünü bende egemendi.

Mtakazto, ADO-Asur Demokratik Örgütü, bu sıra temel atmış, haberimiz yoktu. Birileri gelip çalışmalarımızı yokluyordu. Yokluyanlardan biri Gabriyel Afram’dı. Beni ve Nabil Carquwe’yi, kurdukları “Mawëdbo da clayme oṯuroye” ye davet etti. İkimiz katıldık. Birkaç toplantılarında bulunduk. Ondan sonra bir daha aralarına çaǧrılmadık. Nedenini daha sonraları öǧreneceǧim. Bu sıra Yuẖanun Qašišo gelmiş, adam iyi Arapça, Klasik Süryanice ve İngilizce biliyordu. Bunun yanı sıra tarih ve politik bilgisi de vardı.

İsveç’te basın sürekli Mezopotamya’nın evlatları İsveç’te, Södertälje’de,... diye çeşitli tarihi konuları ele alarak işliyordu. Başta Türkiye, Suriye, Irak,.. bundan çok rahatsızdı. TC’nin Stokholm’deki temsilcileri, basına çıkıyor, karşı söylemler, demeçler, yazılar,... veriyordu.

***

Midyatlı feodaller kiliseyi ele geçirmiş, Turabdin’in kırsal alanından gelenleri hor görüyor, aşaǧılıyor,... kiliseye sokmuyordu.

Kerboran’dan gelenler, yalnız Kürtçe konuşabildiǧi için, kiliseye sokulmuyordu. Kapıda bekliyen feodal ailelerin önde gelenleri, onlara Kürtçe: Yalla harrën, mawën vër, wën lmež nëzanën, zman nëzanën,...

Ruhbanlar onlara görev sunmuyor, yüz vermiyor,... ötekileştiriliyorlardı. Kollektif, tamamı Vestärås’a taşınıyor. Midyatlı feodallerin inadına da orada “Hıristiyan Kürtler Derneǧi” adı ile bir dernek kuruyorlar.

Kerboranlılardan sonra, sıra Hazaxlılara geliyordu. Onlara da aynı yöntem uygulandı. Yine kapıda bekliyen feodal ailelerin önde gelenleri Hazaxça: Yalla, sase w sesin bayza! Yalla roẖu! Sëryoyo lë kuḏcitu!

Bunlarda topluca Norrköping’e taşınacaklar.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

6. Part 6

Apr-03-2017 at 03:25 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
6

Bugünden şikâyet edenler
sorarım size
dün nerelerdeydiniz?
ne yapıyordunuz?

***

Feodal, feodalite,... sözcükleri politik anlamla yüklü, bu yüzden Turabdin’de bunların karşılıǧı “Aǧa, Aǧalık’la,..” tanım bulur. Doǧal olarak da bu kimine göre kötü, kimine göre de iyi imajla Kürt aşiret liderine endekslenirdi. Yani bizi yakından-uzaktan ilgilendirmeyen bir konum, sayılırdı. Hemen hemen başta Midyat olmak üzere, Turabdin’in her köyünde böyle aǧalar vardı.

Doǧu-Batı Süryniler hem yerel ve hemde merkezi organlara karşı, kendini koruyabilmek için bir aǧanın yanında aşiret üyesi idi. Bu aşireti canla, başla savunurlardı. Örneǧin Midyat’ta Mahmado-Nahrozo, Kfarze’de Smacilo-ẖamke’ler, Mzizaẖ’ta Baţţe-Čalabi’ler,...

Doǧal olarak da her türden sorun, feodalite zihniyetle çözülürdü. Bu toplumsal norm ya da normlar, geçmişten devr alınmış günümüze kadar varmış, gelmiş...

Benim kuşaǧın tanık olduǧu bir sürü tarihi olay var Midyat’tan... Bunlara politik anlam hiç veremedik, hala da vermiş deǧiliz. Neden? Umarım, bunu benden başkası da burda (olumlu ya da olumsuz) ele alır.

Birkaç örnek vererek, konuya devam ediyorum....

Midyat’ta mahallede kalan yakın ya da uzak akrabalı ailelerin bazen bir karış toprak, tavuk, kuzu, buzaǧı, kız alıp-verme, kız kaçırma, dinsel-mezhep,... nedeniyle birbirine girmiş. Haftalarca, aylarca,... süren argınlıklar-dargınlıklar, birde öc alma hırsıyla bu olaylardan yargıya taşınmışları, davalı olmuş konu bol.

Yeri geldikçe, bunlara deǧinmekte yarar buluyorum. Bunlara yer verilmezse, kendimizi aynanın karşısında nasıl tanımlıyabileceǧiz? Olanaǧı var mı?

***

Avrupa’ya böyle bir zihniyetle geldik. Biz gelenlerin önemli bir bölümü (% 99’u) ya ilkokulu hatırla zar-zor bitirmiş, ya da askere giderken acemilikte Ali Okulu’ndan bilgi ile donanımlı geldik. Bu onbinlik kitle içinde liseyi bitirmiş, bir avuç kadar bile yoktu. Üniversiteli 3-4 kişiyi geçmiyordu. Bunlarda aldıkları kemalist zehir nedeniyle, insanlarımıza tepeden bakan türdendi. Turabdinlilerin Türkçe bilmemesini de, hala uygarlaşmamış edasıyla ele alıyor, ve konuşulan Şurayt anadilini hor görüyorlardı. Özellikle kırsal alanlı aǧıza şiddetli tepkiliydiler.

Politize insan, aydın insan, ulusal bilinç, dinsel-mezhepsel bilinç, partili insan,..... sıfırın altındaydı.

Burda ele aldıklarım Turabdinli insanları ilgilendiriyor, Gozarto’dan gelenleri ayrı tutmakta yarar görüyorum, çünkü onlarında ayrı bir sürü konumları var. Yine Irak’tan, Urmi ve çevresinden gelenler, Lübnan, Ürdün,... çok farklı.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

7. Part 7

Apr-03-2017 at 03:26 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
7

Bireysel ve toplumsal değişimin ana etmeni
yapıcı eleştiridir
yapıcı eleştiri güzele götürür
hastalıklı ya da yıkıcı eleştiri yıkıma götürür

***

Yıl 1966 ya da 67’de olabilir. Mevsimlerden bahardı. Günlerden de pazardı. Biz Guharre, ya da eski adıyla Ğannoler Mahallesinde (yeni adı Cumhuriyet), Karjos yoluna yakın Šamcun H̱aydo’ların, yazın harman için kullanılan, sahasında top oynuyorduk.

Birden Dörtyol tarafından gelen iki kalabalık grubun birbirine girdiǧini gördük. Yumruklar, taşlar,... küfürler... Her iki tarafda Midyat’ın gözde olan gençliǧi. Bekar, askerlik çaǧına gelmiş, yeni evlenmiş,... gençler. Ve alabildiǧine bir kavga tutuşması, bir kişiye karşı 4-5 kişi, bazen 10 kadar.... kan revan.

Aralarına giren Süryani, Kürt,... yaşlı başlılar “warox cayboyo, cayboyo, mën hawi, mën hawi,...” onları ayırdıklarına tanık olduk. Ve kavga eden bu iki grup, her biri bir tarafa ayrılıp ordan uzaklaştı.

***

Kavgaya neden olan konu neydi?

Midyat’ta kökeni Siirt’ten “Sertiler” vardı. Kildani bir aile idi. Tümü evde Şurayt konuşurdu, Arapça ve Kürtçe’de bilirlerdi. Yukarı mahallede, Mor Abrohom Manastırı yolu üzerinde deǧirmenleri vardı. Evleri de orda kalıyordu. Bu aileden bir genç, Guharre Mahallesinde kalan Süryani Ortodoks H̱asnëkaler ailesinden bir kız sevmiş. Bu sevgisini arkadaşlarına anlatmış. Bu konu daha sonra fısıltı gazetesi üzerinden her yana yayılmış.

Bunu duyan kız tarafı, konuyu olumsuz karşılamış. Evdeki erkekler “hano kaldoyoyo, latyo mënayna...” anlayışı üzerinden, yakın ve genç arkadaşlarını toplamaya başlamış. Ve olanlar olmuş. En son, bu kız Süryani Ortodoks olan Nuri Balloce ile evlendirilmiş, konu daha sonra böyle yamalanıp kapanmış.

Bu türden olay ne ilk ve ne de sondu.

Bundan önceleri, yani biz dünyaya gelmeden önce ne olmuş? Sayfo öncesi, sırası ve sonrası ...
Bunları arama, araştırma gereǧi var mı yok mu? Gerekli mi deǧil mi? Kafanızdan böyle şeyler geçmiyor mu?

Doǧu-Batı Süryaniler (Asurlar, Kildaniler, Aramlar, Mezopotamyalılar, Babilliler, Ninovalılar, Turabdinliler,...) demografik olarak bir zamanlar, Basra Körfezinden Kafkasya’ya, Orta Anadolu’nun en iç derinliklerine kadar fiziki vardı. Ne oldu bu insanlara? Yermi yarıldı hepsini yuttu? Yoksa başka şeyler mi oldu? Bunları bizden başka, ele kim almak zorunda? Ya da kimin görevi olmak zorunda?

Babam iyiydi, ailem çok iyiydi, aşiretim en üstün, en iyi aşiretti, ruhbanlarımız en iyi ruhbanlardı... demekle, çar-çur olan, kümeslik dahi kalmıyan bu halkın tarihi-politik konumunu nasıl açıklıyacaǧız? Ya da nasıl açıklamak gerekir?

Bu konuları araştıranlar, sorgulayanlar, inceleyenler, yazanlar,.... hain mi oluyor?

TC (Tecavüzcü Cumhuriyet) bunlara daima “hain” yaftasını yapıştırdı, onun uzantısı olalım mı? Bu yol geleceǧimiz için daha mı iyi! Daha mı saǧlıklı?

***

Aẖnone, Aẖwoṯe,

Gördüǧünüz gibi, hala “... izim” terim ya da “teorik” olarak bu dokuları ele alan bilimsel ya da politik anlamlı sunumlardan uzakım, onları size, yalın olan halleriyle veriyorum.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

8. Part 8

Apr-03-2017 at 03:28 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
8

Eleştiriye, kıymet diye sarılanım
bunu sıkça, başkalarına da öğütleyenim ...

***

TC (Tecavüzcü Cumhuriyet)’nin yazarları son 20 yılda, Sayfo’nun Batı dünyasında parlamentolara taşınması nedeniyle, geçmişe kıyasen, piyasaya artık farklı-farklı ürünler sürmek zorunda kaldıklarını görüyoruz. Bunu aralıksız hala sürdürdüklerini de ileteyim.

Örneǧin bu yazarlar, geçmişte “bir tek Süryaninin burnundan, kan bile akmadı...” derken, bugün aynı yazarlar “Süryaniler devlete karşı başkaldırdı,... isyan etti,... onlarda Ermeniler gibi, bizi arkadan hançerledi!...” diyerek, yalan makinalarına, yeni megafonlar taktı.

Ve bu yeni ürünlerinde, böbürlenerek verdikleri diǧer bir önemli bilgi de şu olmakta: Osmanlı İmparatorluǧu’nun daǧılmasından sonra, yeni doǧmuş 20 ülkenin harcında Teşkilat-ı Mahsusa var, diye ekleniyor.

Bu ülkeler, araştırı çalışmalarında yavaş da olsa, ortaya tek tek çıkıyor. Bu ülkelerin başında gelenleri: Mısır, Suriye, İran ve Irak’tır. Bu ülkelerde başa gelen yöneticiler, Teşkilat-ı Mahsusa şubelerinde, yıllarca İttihadçıların Soykırım politikasına canla başla katılmış, eli kanlı cani katiller olmuş.

***

2. Dünya Savaşı’ndan sonra, birçok Alman Nazi subayı, bu yöneticilerin yanına gelip sıǧınmış. Başta istihbarat aǧı olmak üzere, bu yöneticilerin egemen olduǧu yerlerde ordu, bürokrasi, devlet yönetme politik-felsefesi, demografik mühendislik plan ve programlarını örgütleyip düzene sokmuş.

***

Fransızlar, 1946’da Suriye’den tamamen ayrıldıktan sonra, Arap ve Müslüman olmayanlara karşı, baskı ve zulüm politikası devreye sokuluyor. Politik cinayetler her yanı kasıp kavuruyor.

1952’de Mısır’da, Cemal ˁAbdülnasır’ın, bir grup subayla yaptıǧı darbe ile, bu daha da hız alır. Nasır’a doǧrudan baǧlı istihbarat ve propoganda araç-gereçleri, özellikle aydın geçinen insanları hedef göstererek ortadan kaldırıyor. Bunun örnekleri bol. Örneǧin Lübnan’da böyle bir kaç Maruni aydın, lüks otellerin tepesinde, Nasır istihbaratının kiraladıǧı odaların banyo küvetlerinde asitle eritildi.

***

Gozarto’ya da yansıyan bu zulüm mekanizması, birkaç Batı Süryani gencini, “ne yapılmalı?” Anlayışı üzerinden bir araya getirmiş.

Bir araya gelen bu grupun tamamının kökeni, kilise medresesinden gelmeydi. Doǧal olarak da dünyaya, kilisenin “gudo”sundan baktılar. Ve burada bu oluşum, bu yüzden politik bir “arayış” anlayışından çok bir “saklanış” anlayışına yönelmiş.

İleride, bu oluşuma Mtakazto, ADO (Asur Demokratik Örgütü) adı konmuş.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

9. Part 9

Apr-03-2017 at 03:29 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
9

Bugünü, dün bela etti başımıza ...

***

Bir önceki yazının döneminden, Doǧu ve Batı Süryanilerine yönelik, bir sürü kanlı tarihi olay var. Yeri geldikçe bunları tek tek ele almak, önem taşıyor. Bunların en önemlilerine deǧinmek isterim. Bunların başında da Kemalist devletin Türkiye-Suriye sınırı boyunca, Suriye’deki Fransız Mandası’nın varlıǧı nedeniyle, Doǧu-Batı Süryanilerin yeniden toparlanması ve örgütlenmesini engelleme girişimleri... 1936’da ˁAmuda olayı bunlardan biri.

Kemalist devlet Kürt, Arap, Çerkez, Çeçen, Türkmen,... aşiretlerini anarşi ve kaos yaratmak için Teşkilat-ı Mahsusa eliyle örgütleyip silahlandırıyor. Bu dönemle ilgili Genelkurmay tarafından yayınlanan dergilerde bolca bilgi var. Bizzat bunları Mustafa Kemal ölümüne kadar canla başla yönetiyor. Ölümünden sonra da bu devam etti.

***

Aralık 1939’da Midyat’ta Derin Devlet’in eli altındaki Seferberlik Kurulunun planladıǧı Askeri Depo olayı, ona Midyat’ta “Ţaqqa du dabbo”, deniyor.

Bu sıra Midyat’ta, Adnan Menderes’e karşı, 1961’de yapılan askeri darbenin üyelerinden, Sami Küçük var. Burda tam 4 yıl subaylık yaptı. Midyat halkına kan aǧlattı. Elinde kırbaç, ayaǧında Nazi çizmesiyle, insanlara sokak ve çarşıda korku salıyordu. Midyat’ın gözde Batı Süryani ailelerinden olan bazı bakire kızlarının ırzına geçti. Bunlar daha sonra, onun ve başkasının metresleri olmuş.

Midyat’taki Seferberlik Kurulunun başında Sami Küçük başkan, Midyat ve çevre köylerini iyi tanıyan ve yerel dilleri bilen Midyat’ın aǧalarından Nuri ˁAzizke ve onun amcaoǧlu Šexo Slaymano da üye olarak var. Her ikisi Sayfo’dan sonra Midyat’ta egemen olan Kürt Mahmadoler’den gelmekte.

Midyat’ta bu sıra askeri depo, Cizre yolu üzerindeki su çeşmesinin binasında. Haftalarca, aylarca,... bu depodan Suriye’den gelen kaçakçılara silah satılır. Bu kaçakçılar Kürt, Yezidi ve Batı Süryani,... Bunlarla baǧlantı ve iletişimi Nuri ˁAzizke ve onun amcaoǧlu Šexo Slaymano saǧlıyordu.

Plan gereǧi, boşalan askeri silah deposu, Midyat’taki Süryanilere yıkılacaktı.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 305
Member Feedback

10. Part 10

Apr-03-2017 at 03:31 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
10

bizim birinci düşmanımız
akla ve bilime ters düşen
hastalıklı yıkıcı eleştiridir

***

Midyat’ta günümüzdeki askeri kışla, Sayfo’ya kadar Mor Šarbel Manastırı’ydı. Ne zaman kuruldu? Bu konuda ne yazık ki elimde sunacak bilgi yok.

Sayfo’dan önce bu manastırda ruhban (rahip, rahibe) ve eǧitim gören öǧrenci vardı. Çok zengin bir kitaplıǧı, büyük ve küçük başhayvanı, baǧı, bostanı, kışlık gıdaları içinde barındıran büyük bir mahzeni varmış.

Sayfo’da Midyat düşmezden önce, Rhawi ailesi burda birkaç gün direnme göstermiş, daha sonra burdan ˁAyn-Wardo’ya çekilmiş.

Manastır diǧer birçok manastır gibi, saldırgan güruhlar tarafından yıkılmış ve sonra yakılmış.

***

Sayfo’dan sonra cumhuriyetin ilanına kadar boş ve kimsesiz kalmış. Cumhuriyet kurulduktan sonra, devlet ona el koymuş. Geçici sürelerle de içine eli kanlı askerini barındırmış. Bu askerler aman tanımadan, başta Midyat olmak üzere Turabdin’de köylere salınmış. Sayfo’dan geriye kalanlar baskı ve zulme alınmış. Özellikle de Sayfo sırasında direniş göstermiş olan yerlere öc ve intikam almak için yollanmış. Bu güruhlar, siyah giyimli olmaları nedeniyle, Turabdin’de saldırıları sırasında halkın aǧzında “kaṯyo i këmto” denirmiş. Bu “këmto” den Hazax, ˁAyn-Wardo ve civar köyleri çok çekmiş. Sayfo’da lider olmuş insan tek tek kimi yakalanmış, kimi de yerinde kurşuna dizilmiş.

Canını kurtaran erkekler daǧlara sıǧınmış, savunmasız kalan kadınlar “këmto”nun avı olmuş. Irza geçmeler barbarca haftalarca sürmüş. Gıda stokları alınmış, halk perişan bir halde yüzüstü bırakılmış.

Irak’a, Suriye’ye, İran’a,... göç yeniden yol almış.

***

2. Dünya Savaşı başlamış. Alman subayları yine Türkiye’ye gelmiş, istihbarat aynı şekilde. Kemalist devletin planları zaten hazırmış. Her yanda Seferberlik Kurulları askeri istihbarat eliyle devreye sokulmuş. Her yanda suikastler, zehirlenmeler başgöstermiş.
Midyat’da bu planın içinde. Sayfo’dan sonra toparlanan halk yıdırılacak ve yerinden kovulacak.

Ţaqqa du Dabbo komplosu, bu planın bir parçası olmuş.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Forums Topics  Previous Topic Next Topic


Assyria \ã-'sir-é-ä\ n (1998)   1:  an ancient empire of Ashur   2:  a democratic state in Bet-Nahren, Assyria (northern Iraq, northwestern Iran, southeastern Turkey and eastern Syria.)   3:  a democratic state that fosters the social and political rights to all of its inhabitants irrespective of their religion, race, or gender   4:  a democratic state that believes in the freedom of religion, conscience, language, education and culture in faithfulness to the principles of the United Nations Charter — Atour synonym

Ethnicity, Religion, Language
» Israeli, Jewish, Hebrew
» Assyrian, Christian, Aramaic
» Saudi Arabian, Muslim, Arabic
Assyrian \ã-'sir-é-an\ adj or n (1998)   1:  descendants of the ancient empire of Ashur   2:  the Assyrians, although representing but one single nation as the direct heirs of the ancient Assyrian Empire, are now doctrinally divided, inter sese, into five principle ecclesiastically designated religious sects with their corresponding hierarchies and distinct church governments, namely, Church of the East, Chaldean, Maronite, Syriac Orthodox and Syriac Catholic.  These formal divisions had their origin in the 5th century of the Christian Era.  No one can coherently understand the Assyrians as a whole until he can distinguish that which is religion or church from that which is nation -- a matter which is particularly difficult for the people from the western world to understand; for in the East, by force of circumstances beyond their control, religion has been made, from time immemorial, virtually into a criterion of nationality.   3:  the Assyrians have been referred to as Aramaean, Aramaye, Ashuraya, Ashureen, Ashuri, Ashuroyo, Assyrio-Chaldean, Aturaya, Chaldean, Chaldo, ChaldoAssyrian, ChaldoAssyrio, Jacobite, Kaldany, Kaldu, Kasdu, Malabar, Maronite, Maronaya, Nestorian, Nestornaye, Oromoye, Suraya, Syriac, Syrian, Syriani, Suryoye, Suryoyo and Telkeffee. — Assyrianism verb

Aramaic \ar-é-'máik\ n (1998)   1:  a Semitic language which became the lingua franca of the Middle East during the ancient Assyrian empire.   2:  has been referred to as Neo-Aramaic, Neo-Syriac, Classical Syriac, Syriac, Suryoyo, Swadaya and Turoyo.

Please consider the environment when disposing of this material — read, reuse, recycle. ♻
AIM | Atour: The State of Assyria | Terms of Service