Assyrian Government Network

Association des Assyro-Chaldéens de France

Posted: Tuesday, May 22, 2001 at 11:53 AM CT


France

Değerli Arkadaşlar,

Muhakak ki derneğimizi, çalışmalarını, yöneticilerini yakından tanıyorsunuz. Fransa'da yaptığı ve Fransa'nın dışında katıldığı çalışmaları hemen hemen hepsini biliyorsunuz. Bunların detaylarına girmeye gerek görmüyoruz. Özellikle tarafsız, bağımsız, uzlaştırıcı ve birleştirici tutumunu vurgulamak istiyoruz. Ayrıca Fransa dışındaki Asuri-Keldani (Süryani) kurumları ile olan ilişkilerimizi de net, açık bir çizgi izledik. Kültürel ve siyasal tüm kurumlara karşı aynı tutumu sergiledik. Siyasi kurumlar dahil, ilişkilerimizde her zaman drüst, dayanışma ruhu içinde, elimizdeki imkânları sunmayı, samimi ve saygılı olmayı ihmal etmedik. Hiç bir zaman hiç bir kurumdan yararlanmayı veya kullanmayı düşünmedik. Fakat, özellikle siyasi kurumların zaman zaman aşırı istemleri veya derneğimizi kendi örgütlerinin ki imiş gibi kullanmalarına ve tekelleri altına almalarına da hiç taviz vermedik. Zaten herhangi bir siyasi kurumun tekeline giren başka bir kurumdan bir yarar beklenemez. Bunu yapmaya çalışan bir kurum da büyük bir yanlışlık yapmış olur. Siyasi kurum, yan kurumlarını da oluşturabilir.

Özel olarak; en son ismi Bet Nahrin Özgürlük partisi ile olan ilişkilerimizden sizleri de haberdar etme gereğini duyduk. Ulusumuzun bütün sosyal, siyasal ve kültürel kurumları gibi bunlara da gerekli, hatta daha fazla ilgiyi Avrupa'da olmaları nedeni ile gösterdik. Destek olduk, beraber TV programları, yürüyüşler, bildiriler, toplantılar yaptık, gecelerine aktif olarak katıldık. Kitlemizin arasına girmelerine, dergi, broşür, takvim, kitap gibi yazılı propaganda yapmalarına hatta “Bağış Kampanya”larına da hoşgörü ile destek sunduk. Bunlarla aynı fikirleri benimsediğimizden değil, sadece halkımızın bir örgütü oldukları içindi. Buna rağmen, yaptıkları yanlış ve olumsuz hareketleri, özellikle kullandıkları uslup ve metodları defalarca hem yazılı hem de sözlü olarak kritik ettik.

Bu yüzden onlarla olan ilişkilerimizi zaman zaman dondurduk.

İlişkilerimizin donma noktasına gelmesinin ana sebepleri şöyle sıralanabilir:

Onlarla yaptığımız bütün ortak çalışmaları, kendilerine maledip halka sundular. Derneğimizi tekellerine almaya ve dernek olanaklarını sadece kendi örgütleri için kullanmaya çalıştılar. Derneğimizi kendi tekellerine ve olanaklarını istedikleri gibi kullanamayınca, derneği içten ve dıştan yıkmaya çalıştılar. Böylece bir kaç taraftar elde etme uğruna böyle köklü ve büyük bir kurumu yok etmeyi göze aldılar. Söylemlerinde sürekli çelişki, tutarsızlık, sorumsuzluk, özellikle samimiyet yoktu Yıkmayı da başaramayınca dernek içindeki aktif ve yönetici konumundaki kişileri karalamaya ve kitlenin gözünden düşürmeye yeltendiler İplerin kopmasına sebep olan olay ise aşağıda detayları ile bilginize sunulmuştur.

5 ocak 2001 tarihinde BNÖPsinde kadro olan Savo (Philippe İde) henüz erginlik yaşına varmamış kendi kızı ile, abesi İskender İde'nin kızını, ailelerin bütün diğer fertlerinden habersiz arabaya koyup örgüte götürdü. Aileleri Savo ile ilişkiye geçtiler, kendisi, bu konu ile ilgili Brüksel'deki sorumlu İskender'in muhattap olduğunu söyledi. Hemen ailelerinden bir kaç kişi, görüşmek için Brüksel'e gittiler. Netice almadan geri döndüler. Daha sonraki müdahaleleri de sonuç vermeyince 12 gün sonra, yani 17 ocak 2001 tarihinde götürülen kızın babası ve derneğimizin konsey üyesi İskender tarafından, derneğin araya girmesi için konuyu derneğe getirdi. 

Toplantıda şu kararlar alındı: 

Birinci nokta: Savo'nun götürdüğü kızların birisi kendi, diğerinin abesinin kızı olması nedeniyle, konunun aile içinde çözülmesini önerdik. İskender İde, konunun aile meselesini çoktan aştığını, konu ile ilgili olarak doğrudan BNÖPsi adına Brüksel'deki İskender'in ilgilenip muhatap olduğunu söyledi. Böylece BNÖPsi, tamamı ile olayın sorumlusu ve organizatörüdür, Savo'yu da sadece kullanıyorlar. (Daha sonra Savo'nun da onları kullandığı ortaya çıktı.)

İkinci husus: Dernek olarak, herhangi bir siyasi, sosyal veya kültürel kuruma gençlerin katılmasına kesin olarak karşı olmadığımızı. Hatta destekleyip teşvik ettiğimizi görüşünü tekrarladık. Ama katılım belli prensip ve metodlar çerçevesinde, yıkıcılık yapmadan, sansasyon yaratmadan yapılmalı. Kaldı ki İskender İde ve çevresi bu örgüte Fransa'da en fazla ilgi gösteren ve destek sunan kişidir. 

Üçüncü nokta: Söz konusu iki kızın götürülme şeklini tasvip etmediğimizi ayrıca aile fertleriyle görüştürülmemesine karşı olup kınadığımızı belirttik.

Dördüncüsü ise: bu örgütün sorumluları ile bazı telefon görüşmeleri yaptıktan sonra karşılıklı görüşmek üzere derneğimizden iki kişi, ilişikte kopyası bulunan mektubu da örgüt sorumlularına ulaştırmak üzere Brüksel'e gitti.

Siyaset yapmak ciddi bir iştir, ihtiyaçtır, bilgi ve tecrübe ister. Keyfi ve sorumsuz bir haraket değildir. Her evinden çıkan kişi “siyaset yapıyorum” derse durum böyle olur. Biz, bunlara, bu tür haraketlerin, halkı ulusal haraketten, siyasetten soğutup uzaklaştıdığını söyledik. Bundan sonra doğru, gerçekçi, ulusal harakete yararlı çalışmalar yapan da olsa, halk nasıl kazanılır, nasıl katılır veya destek çıkar. Kısaca nasıl inanır? Küçük bir şey için yapılan bir yanlışlık ne kadar sürede onarılır? Bu, bizim için hem bu örgütten hem de bu olaydan daha önemlidir.

Görüşmede temsilcilerimize; daha önce aile fertlerine ve telefon görüşmelerimizde söylediklerini tekrar ettiler. Yani özet olarak: Olayın normal olduğunu, örgütlerin böyle yöntemlerle taraftar topladığını, kızların kendi istekleriyle geldiklerini, aileleriyle sorunlar olduğunu, bir hafta-on gün içinde kızları aileleriyle görüştürüleceklerini, ayrıca bu yöntemleri daha önce denediklerini, belli süre içinde ailelerin biraz gürültü yapıp sonra seslerini kestiklerini söylediler. Bu olayın da “böyle gidecek” gibi ucuz ve sorumsuz bir tavır içine girdiler. Birbiri ile tamamı zıt bir sürü sebep öne sürdüler. Biz bunlara ayrıca, bu olaydan çıkacak neticelerden kendileri sorumlu oldıkları, bir çok sefer yaptıkları gibi “yahu bir yanlış oldu, herkes yanlışlık yapar, bir daha olmaz” demekle tahribat onarılamaz ve kabul edilemez. Bu büyük bir hatadır hemen düzelmetilmesini istedik. Gerçekte,kızların ne aileleri ne de kişisel bir sorunları vardı. Daha sonra duydukki kızlar hakkında bir sürü onur kırıcı dedikodu çıkarmışlar.

Uzun müddet, ailenin tüm gayretlerine rağmen zerre kadar bir gelişmenin olmaması ve “bir hafta-on gün içinde” sözü üzerine derneğimiz, ailelerin talebi üzerine tekrar harekete geçti.

Verilen telefon numarası ile derneğimizin dış ilişkiler sorumlusu Petrus Karatay, Abraham (İbrahim) takma ismindeki kişinin üzerine düştü. Görüşmede bu kişi çok seviyesizce küfür etmiş ve tehditler savurmuştur. Hem suçlu hem güçlü ruhuna sahip bu kişi, Avrupa'daki yandaşlarına, derneğimize ve özellikle Petrus Karatay'a yönelik, örgütün belirgin özelliği haline gelen, iftira, yalan, şantaj ve özellikle, aşağılık ve seviyesizlik dolu karalama haraketine başlamalarını söyledi. Bu konuda epey tecrubeli olan bu örgüt tarafından, biri olaya fiilen sebep olan Savo'yu aklamaya, diğerini de dernek konseyi üyelerine ve özellikle Petrus Karatay'a yönelik tamamı yalan, iftira, uydurma, hakarete ve şantaja dayalı bir mektup ulaştırılmıştır. Esasında, söz konusu mektupta en olumlu şekli ile tamamen kendilerini tarif etmektedirler.

Söz konusu örgüt dediğimiz gibi, iftira ve karalama konusunda uzman ve mücadelerinin tek buna dayandığından, mektuplar sinsice kızların ağzından yazdırılmıştır. Böylece mektuplar daha inandırıcı, masum olur, daha önemlisi, kendi aklınca örgüt de bu tip seviyesiz, yıkıcı ve kirli ilişkilerden kendini temize çıkarmış olacaktı. 

Doğal olarak biz bunların gerçek olmadığını, sözkonusu kızın, kesin olarak bu senaryoyu uydurmaya ne bilgisi ne de ahlakının müsait olmadığını, bu senaryonun kimin tarafından uydurulduğunu belirtip, BNÖPnin bu senaryoyu tasvip edip etmediğini, etmiyorsa bunu bize bildirmesini, eğer bilgileri dışında yapılmışsa, yapanların hala örgüt içinde barındırıp, barındırılmadığına ilişkin kesin yazılı cevap istedik. Ki onlara bu çirkin hareketten sıyrılma imkanları olsun. Bu sağduyuyu da değerlendiremediler. Bunların bilinen özelliklerinden biri de yazılı belgelere çok yanaşmamalarıdır. Buna sebep, sır, gizlilik diyebilirler. Bu olayın sır veya gizlilikle alakası yoktur. Tabi bunun gerçek sebebi de, herhangi bir şeyin sorumluluğundan kaçmak ve ihtiyaç duyulduğunda inkara başvurmaktır, yani kötü niyettir.

Sürprizsiz, senaryo düşündüğümüz gibi çıktı. Çünkü bu partiden üç kişi, yazışmaların Petrus Karatay ile Abraham takma isimli kişi ile tartışmasından kaynaklandığını söylediler.

Biraz daha soruşturduk, bunların “politika yapıyoruz, halk için çalışıyoruz” dedikleri haraket, ne politika ne de halka çalışmakla alakalıdır. Tamamı ile keyfi ve sorumsuzca haraket eden bir grubun olayıdır. Bunların bir yürüyüş, açlık grevi, bir ufak işgal yapmaları, veya kendilerine ait bir kurum kurmaları bir partiyi oluşturmaya hele bir halk hareketi olmaya yetmez. Bunları bir dernek de yapıyor. Bunlar vitrindir. Bunların esas yaptıkları kendi kitlerine yönelmektir ve onlarla uğraşmaktır. Yani kişilere, ailelere, kurumlara saldırmak özellikle kişilerin ve aile içindeki zayıf durumlardan yararlanmak ve maddi çıkar sağlamaktır. Bilhassa onlara destek sunan, kapılarını açan kişi, aile ve kurumlara yaptıklarını duyduk, bunları bir halk örgütü yapmaz. Onların gözünde; yanlız onların yaptıkları doğrudur, diğer çalışmaların hepsi sahte ve yanlıştır. Bunların, ömrünü topluma harcamış sayısız olumlu çalışmalar yapmış, kişi ve kurumlara bir çırpıda “ahlaksız, namussuz ve hain” damgasını vurmaya ahlakları müsaittir. Dolayısı ile halk, kitle , v.s. bunlar için mühim değil, sadece bir araçtır. Onlar için önemli olan kendi küçük grupları ve çıkarlarıdır.

Bunların, bu karalama ve iftira atma politikası bir yere varmaz. Onların grubunda olmayan kişi ve kurumların ahlakını ölçmek onların haddine düşmez. Bu yanlız halkın, kitlenin ve üyelerin hakkıdır. Zaten bu olay, umdukları sansasyon ve tahribatı yapmadığı gibi, kendilerine karşı kitle gözünde müthiş bir kine ve nefrete dönüşmüştür. Zaten ağızlarından sık sık duyulan; “halkımız çürümüştür, kokuşmuş, bitmiştir. Yanlız bize katılanlar iyidir”, halka bu gözle bakanlara halkın tepkisi tabi ki nefret olaccaktır.

Drüstlükten, namustan, ahlaktan bahsederken, kendilerini aynadan görmelerini, halkımızın bilgisi için, bu partinin tüm üyeleri, kadroları hatta dayanışma içinde bulundukları kişilerin kısa özgeçmişini ve biyografilerini yayınlamalarını tavsiye ediyoruz, böylece örnek olabilirler. Çünkü gördüklerimize göre, partilerine olmak için kişinin en korkunç ahlaksızlığına dahi bakmıyorlar. Zaten bunların hakkında duyduğumuz ve gördüklerimiz dehşet vericidir. Fakat biz bunları gerçek de olsa yazma seviyesizliğine kendimizi düşüremeyiz. Söz konusu kızlardan eve dönmeyen Sargonta ile görüşmek üzere İsveç'e giden kızın amcası İsa İde'ye Savme takma ismi ile Suphi'nin “Havro biz sizin namusunuzu koruyoruz” demesi korkunç derecede düşündürücüdür!... Doğal olarak bunların içinde gerçekten ulusal davaya inanmış drüst insanlar da vardır. Fakat bunların bu oyunlara nasıl geldiği, nasıl kabul edip ses çıkarmadıkları hâlâ anlaşılır bir durum değildir.

Şimdiye kadar onlara en fazla ilgiyi gösteren, en fazla dayanışma sunan derneğimizdi. Zaman zaman dernek konseyi ile kitle arasında bunların yüzünden sert tartışmalar çıktı. Çünkü kitle bunlardan nefret ediyor, biz de “ne olursa olsun halkımızın bir örgütüdür, düzelir, iyi olur” diye diretiyorduk.

Diğer taraftan derneğimizin çalışmalarını her yerde övüyor ve örnek olarak gösteriyorlardı. Hatta özel olarak derneğimizin çalışmalarını içeren uzun bir televizyon programı da yaptılar v.s. Bunlara rağmen işlerine tek bir şey gelmeyince 180 derece döndüler. Bu sebeplerden dolayı, bunlara güvenen sonunda pişman olacaktır. Gerektiğinde çeşitli iftira ve karalamaya maruz kalacaktır.

Bir halk davası bu kadar ucuza pazarlanamaz, oynanamaz. Halkla sürekli uğraşan, halka düşmanca davranan, rencide eden, kitleden kopuk, halkla kavgalı bu örgüt, halk örgütü olamaz.

Biz dernek olarak bir çok siyasi kurumla fikir uyuşmazlığına düştük, sert tartışmalar oldu. Ama bunlar kadar hiç bir kurum sinsi, seviyesiz, yıkıcı, özellikle sorumsuz bir davranış içinde olmadı. Hatta, hatalarını görüp özür dileyenler oldu. Mertçe davranışlarından memnun olduk. Ayrıca bunlar şantaj ve tehditler bile savurdurlar. Biz bunları ciddiye bile almıyoruz. Eğer olursa o günü de göreceğiz. Duyduğumuza göre Avrupa'da bazı insanlarımızı bu yöntemlerle sindirmeye çalışmışlar. 

Bütün bunların analizini yapınca aşağıdaki sonuc çıkıyor.

- Bir kişi veya kurum ancak iflas ve yokolmak üzere iken böyle davranışlara girebilir, sorumsuz, vurdumduymaz olabilir. Kendileri ile bile kavgalı olan bu kişilerin geleceği karanlıktır. Bunlar kişisel intikâmlarını bile siyaset yapma adına almaya çalışıyorlar.

Bunlardan yola çıkarak başta siyasi kurumlar olmak üzere, kendi derneğimiz de dahil, ilişkilerde aşağıdaki noktaları artık zamanımızda gözönünde bulundurulmasının gereğine inanıyoruz.

  1. Başka kurumlara yönelen ve saldıran
  2. Şahıslarla uğraşan, iftirayı, hakareti ve yalanı gelenek haline getiren
  3. Ailenin kutsallığına tecavüz edip aileyi yıkmaya yönelik her çeşit girişimde bulunan
  4. Maddi çıkarları, sosyal, siyasal ve kültürel çalışmaların üstünde tutan, halktan toplanan paraların net bir şekilde nereye harcandığının hesabını vermeyen
  5. İhtiyaca rağmen, kurum içindeki seviyesiz, basiretsiz kişileri kurumunda bulunduran
  6. Söylemlerinde samimiyet ve netlik olmayan, yani yapmadığını yapmış gibi gösteren, çalışmalarını somut olarak ortaya koymayan
  7. Çok özel durumlarda hariç, sırf rol icabı kendi kurumunu illegal-gizli gibi gösteren, böylece sorumlularını gerektiğinde halka hesap vermemek için halktan saklamaya çalışan (Çünkü bu yöntem çağdışı kalmış, marjinalleşmiş çok az örgüt yapıyor)
  8. “Halka, topluma çalışıyorum” bahanesi ile başkasının sırtından geçinen, gasp ve çetevari hareketlere özenen ve yeltelenen, bireylerinin menfaatlarına zarar veren hareketlerde bulunan 
  9. Kendi içinde de olmak üzere kitle ile ve özellikle bireylerle olan ilişkilerde, demokratik, adil, samimi, uzlaştırıcı tutumların dışına çıkan.

Bu çerçeve içinde haraket eden kurum, şahıs veya grupla olan ilişkilerde azami özenin gösterilmesi ve dikkat edilmesini tavsiye ediyoruz.

Derneğimiz görüşlerinin ciddiyetini ve sorumluluğunu samimiyetle iletmek için yazı yolunu tercih etmiş olup, genellikle çeşitli fırsatlarda sözlü olarak yapılan, eleştiri veya sohbet tarzında konuşmalarla konuların üzerine eğilmenin bir yöntem olmadığı kanısındadır. 

Selamlar.

Fransa Asuri Keldani Derneği adına
Dış ilişkiler sorumlusu 
Petrus KARATAY

Fransa Asuri Keldani Derneği Başkanı
Naman ADLUN

Association des Assyro-Chaldéens de France 
Fransa Asuri Keldani Derneği
9, boulevard Henri Poincaré
95200 SARCELLES
Tél.: + 33 1 39 90 87 11
Fax : + 33 1 34 19 84 72
E-mail : aa-cf@wanadoo.fr



Government Conference

Assyrian Government Network Archives


Do you have any related information or suggestions? Please email them.
Atour: The State of Assyria. Terms of Use.