In reply to message #0
4 Halk olarak çilemiz ... aramızda kitap okuyan, bilinçlenen, aydınlanan,... yarını bugünden gören insanımız, yok kadar! Hele bizim üniversite bitirmişlerimiz, bizim en cahil kesimimiz’ler. Feodal zihniyeti, dinsel-mezhebi aşmamış, etiği, estetiği son derece çağdışılar,... Bu kesim kendi halkını hor görür ve ona tepeden bakar. Halkın diliyle, tarihiyle, etnografyasıyla, kültürüyle,... hiç ilgilenmez! İlgilenmediği yetmiyormuş gibi, bu konulara da zevkle, tıkaç (qaţoro) oluyor. Başta karalama olmak üzere, demogajiye, piyonluğa, baltalamaya, tuzak ve pusu kurmaya dört elle hoyratça sarılır. Ve bunu, bir hüner sayar! *** Yarıda kalan konuya dönelim... “... Yaşama geri dönmüş amca da, pederin arkasından onu çağırarak gider: Qašo tox, tox dcar! Lë zaycët! Mëklo lë kuxalnox! der. Sokaklarda birileri olanı görünce kovalamaca sanar, amcaya ‘Neden pederi kovalıyorsun? Ne oldu?’ diye, adamın üzerine gider. Adam başından geçeni kısa anlatmak zorunda kalır. Dinliyenler, kiliseye dönmesini öğütler ve beraber eşlik ediyorlar. Burda adamı oturtuyorlar, biraz rahatlattıktan sonra, başından geçeni dinlemek istiyorlar. Ve adam söze başlıyor: Ben, galiba dün olacak, kendi küçük dükkanımda aniden fenalaştım, halsiz yere düştüğümü ve yığıldığımı çok iyi anımsıyorum. Daha sonra, dükkanımda benim için ne oldu, bilgim yok! Bilmiyorum. *** Diğer dünyayı boyladım, elimi göksel bir melek tutmuş, birlikte götürüyor, nereye? Bilmiyorum, ikimiz konuşmadan yürüyoruz. Bilara, değirmene benziyen bir yerin önüne ulaştık, melek bana: Gel, dedi. Sana burda kimlerin olduğunu göstereyim, dedi. Ordan sürekli acı dolu bağırışlar, çağırışlar, yakarışlar, ağlayışlar geliyordu. Melek kapıya gitti, onu açtı, bana: Gel!.. Bak burda kim var, gözlerinle gör! dedi. Yanaştım, değirmen taşına benziyen bir ateşin içinde evrilip-çevrilen, yakından çok iyi tanıdığım, yaşamda karşılaştığım üç Süryani patriğimizi gördüm. Bunlar Patrik İlyas Šakir, Cabdalla Şaddadi ve Cabdël-masiḫ (Abdülmesih) idi. Onlarla birlikte o ateşin içinde tanımadığım bir sürü diğer ruhban da vardı. Kendi kendime: Yaho bunlar en kutsallarımız, gece gündüz dua eden, perhizli, inançlı büyüklerimiz. Bunlar burda ateşin içinde nasıl olurlar!? Melek bana yanaştı: Gözlerinle gördün mü onları? Hadi gel!.. Yeniden elimi tutarak yürüdük. Yolda bize doğru gelen bir başka meleğin geldiğini gördüm. Elimi tutan meleğe: Bu adamı geri götür, yanlışlıkla alındı, henüz vakti değil. Daha birkaç yılı var, onu yaşamına geri götür! Aynı melek tarafından, gerisin geriye getirildim. Gece uyandım, her yer zifiri karanlık. Kilisede kimseyi görmeyince, kendi kendime, bildiğimi, dua ederek sabahı bekledim. Sabah erkenden kilise kapısı açıldı, sevindim, pederi görünce daha da sevindim, beni görünce, gerisin geriye giderek, acele koşar adımlarla sokaklara daldı. Bende arkasından gittim, geri gelsin diye. Konu bu!
|