In reply to message #0
5 Sık ele aldığım konuların başında, halk olarak bizi cehaletin cehennemine iten tıkaçlara (qaţore) hep yer verdim, veriyorum. Tıkaçlarımızın başında, kilise ve ruhbanı yer alıyor. Bu kesimin tarihte kökenleri çok derinlere iniyor. Aramızda onu aralıyan, sorgulayan, değinen,... ne yazık, bildiğim kadarıyla, bugüne kadar olmamış! Kilise ruhbanı, tarihte izlediği politik çizgisi nedeniyle, anadillerimiz yerine önce Arapça, sonra Kürtçe, Farsça, Türkçe’yi anadil yaptı. Müziğimizi, gelenek-göreneklerimizi, kültürümüzü yasakladı, ona “pagan’lık” (şuğḏo w şalmuṯo) kırmızı (ḫaram) mührünü vurdu. Anayurt toprakları üzerinde egemen olma, politika yapma, rejim kurma, asker, polis, milis,... kurmayı göksel ayetlerle yasakladı. Bunları kim açıklamak zorunda? Doğu-Batı Süryani mi, Türk mü, Kürt mü, Arap mı, Avrupalı mı,... kim? *** Söyleşi yaptığım hanımın son bölümünü aşağıya alayım ... “... Dinliyenler duyduklarına şaşarak ayağa kalkmak zorunda kalır ve işine gücüne gideceği bir anda, kilise zangocu ve kilise pederi görünür. Kiliseye giriyor ve topluluğun dinlediklerini yeniden onlarda dinlerler. Zangoç, adamı, dün aldıkları bilgi üzerine, dükkanından ölü cesedini alıp kiliseye getirdiklerini anlatmış. Millet Meclisi’ne bilgi verdiklerini, adamın kimliğini, varlıklı durumunu sormuşlar. Her şeyi aldıktan sonra, ‘onu siz gömün!’ görevini bize verdiler. Geç olduğu için, onu ertesi güne bırakmayı düşündük. Ve adam yeniden yaşama döndü. Konu açımızdan bu kadar! Kilise pederi, hemen kısa bir ayin yaptı, bittikten sonra, herkes işi ve gücüne döndü. Konu, doğal olarak bir anda fısıltı gaztesi üzerinden Qamëšlo’nun tamamına yayıldı. Aynı hafta içerisinde, konunun haberi, Ḫasake’de kalan Fëraţ ve Gozarto piskoposu Quryaqos Tannurji’ye ulaşıyor. Adamın hemen yanına gelmesinin emrini Qamëšlo’ya iletiyor. Ve zavallı adam gitmek zorunda kalıyor. Ḫasake’de Piskoposluk binasında ḫasyo Quryaqos’la karşılaşıyor, saygıyla dizleri üzerine çökerek elini öpüyor. Genel olan duayı piskopos okuduktan sonra, adamın ilerisini ve gerisini sorarak öğreniyor ve can alıcı olan önemli konuya geliyor ve soruyor: - Yavrum ne oldu? Ne gördün? Bana da anlatır mısın? Adam, gördüklerini ve yaşadıklarını, yine aynen baştan anlatıyor. Piskopos Quryaqos onu dikkatli sonuna kadar dinliyor. Anlatı sona erdikten sonra, Piskopos adama şu tehditte bulunur: - Bunun böyle olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunu bir daha birilerine anlatmaya kalkışsan, dilini kökünden koparacağımı bil! Oldu mu! Ve adam, dilini yutarcasına ordan ayrılıp dükkanına geri geliyor. Ona, daha sonra kim uğruyorsa, konu ile ilgili sorular sorar, ama susmak zorunda kalır ve konu bir daha anlatılmaz amca tarafından. Konu böyle noktalanıyor.”
|