In reply to message #0
10 ADO’nun “Maẖrёwone” diye lanse ettiği, biz muhalifler ne yapıyorduk? Bunu biraz anlatsam... Bu dönemi ve yaşadıklarımızı, burda benden başka anlatan olsa, değinen olsa sevinirim. Olumlu, olumsuz,... fark etmez, anlatılsın isterim. *** Yukarıda, ADO ile ilgili araştırı çalışmalarımın olduğunu vermiştim. Bu çalışmamdan size aşağıda iki önemli nokta aktarıyorum... İlki: Yakubi Kilise ile ADO’nun paylaştığı dünya arasında tek ayrıcalık, kilisenin ruhbanı siyah, ADO’nun sivil giyinir. Her iki yanın dünya görüş felsefesi ve örgütlenme zihniyeti aynı. İkincisi: ADO’nun tepesi, üyeleri için “Kitap Okuyan ve Okumuyan Fişlemesi” yapıyor. Okuyanları Sol Görüşlü, Okumuyanları da sadık, örgüte bağlı olan, şeklinde görüyor. *** ADO, dün olduğu gibi, bugün de davasız bir örgüt olduğu için, politik olarak hala... Dinsiz! Kitapsız! İnançsız! ADO’nun ilk günden, yani kuruluşundan, önüne bir yurt davası almadığı için, politik bir yurtsever felsefe, doğal olarak üretemiyor. *** Yukarıda değindiklerime az çok egemen sayılanlardandım. ADO üzerinden bunları yapamıyacağımı erken anladım. Birkaç arkadaşla birlikte Södertälje’deki dernekte “Kültür Komitesi’ni” kurduk. Ve bu sıra, halkımızla ilgili elimize geçen her kitapçığı, derneğin bir köşesinde atılmış Gestetner teksir aygıtı ile çoğaltma çalışmasına başladık. Boya, karbon ve kağıdı da cebimizden satın alıyorduk. Bu basit çalışma ile, tanıdığımız, tanımadığımız gençler arasında kollektif bir ruh yarattık. Ürettiğimiz bu küçücük çalışmalardan, yardımcı olanlara emeği karşılığı birer tane bedava veriyorduk. Diğerlerini de okumak isteyenlere satıyorduk. Bu gençlerle bu ürünler üzerinden tarih, kültür, dil,... bilgisi sohbetleri yaratmıştık. Bunu daha da ilerletmek için, İstanbul’daki çeşitli Yayınevlerinden kitaplar ısmarlardım. Bu kitapları karşılıksız, anlıyabileceklere verir, okumalarını sağlatırdım. Özellikle küçük yaştakiler için, kültüre sevgileri olsun diye, çocuk filimleri getirir gösterirdik. Bu kuşaktan bir çok çocuk uyuşturucudan böyle kurtuldu. Çünkü onları bu çalışmalarımızda sahipleniyorduk.
|