In reply to message #0
9 ADO, İsveç’te de aynen kurulduğu ilk dönemlerindeki gibi ahbaplık, hemşerilik, yakınlık, akrabalık,... bazı üzerinden Yakubileri “örgütlemeye” çalışıyor. Qamëšlo’dan Arsan Arsan adında bir ADO’cu, 1974’te İsveç’e Södertälje’ye geliyor. Yanında ADO’nun Arapça İç Tüzüğü var, 1975’te ancak bunu birilerine tanıtıyor ve daha sonra ADO’ya katılanlar bu tüzük üzerinden örgütlenmeye koyuluyor. Tüzükte ne var? Nasıl bir örgütlenmesi var? Arapça bilenlerin dışında bilgisi olan yokmuş. Arapça bilenlerde bunu “gizli” diye kimseye bırakmıyor, hatta çoğaltılması bile yasaktı! *** 1976’nın sonlarına doğru, ADO’ya katılmayı, beni çok iyi tanıyan Šamcun Cabdiyo’nun defalarca ısrarı üzerine kabul ettim. “Senden iyisi mi var!? Senin gibiler gerekli, bu işten anlıyan, senden başka insan tanımıyorum...” der. Katılım için bana, kadın avcısı Arsan Arsan’ın yanında vakit ayıracağını, onunla görüşmemden sonra, ADO’ya katılıyor olacağımı, söyledi. Arsan’la görüşme?!... midem bulandı. Hemen red ettim, ama Šamcun durmadan ısrar ediyor. Onu kırmadım, ama ayırdığı randevuya gitmedim. Šamcun küplere biniyor, neden gitmediğime... İkinci bir randevu yaptı, bu sefer onu mahçup ettirmemek için gittim. Bu sıra Stokholm’da kalıyorum, Arsan Arsan Södertälje’de eniştesinin evinde kalıyor. *** Bu sıraya kadar algım ADO için şu idi: Ezilen bir halkın hareketi, dört-dörtlük olmayabilir, ama zamanla çalışılarak olabilir, düşüncesindeydim. Ben zaten ADO’suz, ADO’nun 10 katı aktif idim. Ama örgütlü daha iyi olur düşüncem bugün bile aynı. Arsan Arsan’ın kişiliksizliğini içime sindirerek, ADO’ya katıldım. Bu adamı daha sonra anlatmamda yarar var sanırım. *** ADO’da ilk hücre toplantısına katıldığımda, ADO’nun ne istediğini içeren yayın, bildiri,... istedim. “.... Sonradan gelir, alırsın! Bunlar şu an Arapça, çevrilecek,...” İnandım! Böyle devam edip katıldım hücre toplantılarına. Gündemin noktaları, konuları,... sürekli dernek içi dedikoduları ile geçiyordu. “... Derneğe A neden geliyor? B bizim derneği sevmiyor, bu konudaki sözlerine kulak oldum,...” Bu şekilde toplam 3-4 ay kadar bulundum. Örgütlenme “gizli” olmasına rağmen, benim gibi bu tür dedikodudan sıkılan insanlar vardı. Bu insanlar bu sıkıntıları dile getirdiği için onlara “Maẖrёwone” anarşistler adı verildi. Daha sonraki dönemlerde, bu grup muhalif grup oldu/olduk! Bu sorunları sadece İsveç’le sınırlı sanırdık. Bunları yamalamak için İsveç’e ilk önce Samatya ADO’sundan Malak Bë-Şarëke geldi. ADO’dan bir delegasyon, bir akşam onun ziyaretine gidiyor. Delegasyonun başında da, günümüzde Södertälje’deki Nsibinli Mor Yacqub Kilisesinde Xori Gabriyel Bar-qašo bulunuyor. Gecenin geç saatlerine kadar ADO’daki anarşistlerin konusu tartışılıyor. Delegasyon çok olumsuz yansıtmalar yapmasına rağmen Malak Bë-Şarëke, bu insanların anarşist olmadığını tersine en aktif ve en değerli insanlarımızın olduğunu yansıtıyor. Sonuç olarak, Gabriyel Bar-qašo İsveç’te bir üst ADO üyesi edasıyla Samatya ADO’sundan şunu istiyor: Bize yol verin, biz bunları hemen ortadan kaldıralım! Ve gece toplantısına nokta konuyor.
|