In reply to message #0
14 Uzun bir süreden bu yana, Sözlü Tarih çalışması yaptığımı, burda defalarca paylaştım. Temel okulunda eğitmenlik yaptığım sırada, günden güne çocuklarımızın ağzında, Şurayt’ın günden güne, nasıl zayıfladığını, gerilediğini,... erken sezenlerden oldum. *** Ama Klasik dille Şurayt arasındaki ayrıcalığı henüz kavramıyor, Mtakazto’da (ADO’da) olduğum için, Klasik Süryanice’ye daha çok meyilli idim. Bu algı, ben daha Midyat’taki dernekte iken başlamıştı. Onu şu an Göteborg’ta peder olan Xori Abrohom Garis’ten almıştım. Hatta Sol litteretürle, beni tanıştıran da, bu sıra bu peder olmuş! Lise öğrencisiydik, aramızda hem ulusal ve hem de ideolojik bir dava arkadaşlığı olmuştu. Daha sonra, kendisi benden önce Avrupa’ya geliyor. Burda kendisi ruhban olmanın yolunu, bende günümüzün yoluna devam ettim. *** Küçükken, başta babaannem, ninemden dinlediğimi hikaye ve masalları anımsamaya başladım. Bunları, henüz günümüzün latin alfabesi oluşmadan önce, kendi kendime düzenlediğim ve Türkçe alfabeye yakın kalan alfabetik harf sistemi ile yazıya döktüm. Okulda bunları çocuklara anlatmaya başladım. Bildiklerimin dışında, kesin yine hikaye ve masal var düşüncesi üzerinden, tanıdığım yaşlı kadın ve erkeklere başvurdum. İlk amatör tanışmam böyle oldu Şurayt’la, ama hala, ayrı bir dil olduğunu bilmiyordum. *** ADO’dan bir grup arkadaşla 1980’de ayrıldıktan sonra, bu dil konusunu aramıza katılan (Sol görüşlü diye bilinen) Qonsţantin Šamcun’la daha iyi anlamaya başlıyorum. İki dilimizin olduğunu, ilk defa ondan duyuyorum. Ve Şurayt konusu, benim için artık geri dönülmez bir yol alıyordu. *** Ayrı bir oluşum olarak, Ḫiruṯo dergisini 4 dille yayına soktuk. Dergide birgün bu dil yayınlanacak umudu vardı bende. Hemen hemen her toplantıda ele alınmazsa da bu konu, defalarca ele alındı. Yayını konusunda, olumsuz düşünceli arkadaşlarımız ağırlıktaydı. Ama yine de tartışmalarımız devam ediyordu. En son bu konuyu tartıştığımızda, toplantıda Qonsţantin Šamcun bize şunları aktarıyor: “Şu an, benim bu düşünceyi sahiplendiğimi, savunduğumu,... hemen hemen herkes biliyor... Buna rağmen dergimizde, yayınlanmasına karşıyım. Dergimizde bunu yayınlasak ve bu yayının bilgisi birgün patriğe ulaşsa, bunu, benim yaptığım ortaya çıksa... Patriğin beddualarına maruz kalacağım. Patriğin bu bedduaları nedeniyle, evimizde kurtçuklar üremeye başlıyacak! Bu yüzden ben buna karşıyım!” der ve Şurayt yayınını gümbürtüye sürüklüyor.
|