In reply to message #0
6 Geçen yazımı, eleştiren iki dostun yazısını, düzelterek buraya aldım. Anlaşılsın diye düzeltmek zorunda kaldım, özür diliyorum... *** Abrohom Garis’ten… Maẖalmiler’in 1609 yılı gibi bir tarihte, Süryani kilisesinden ayrıldıkları konusu, imkansız. Zira BOA-arşivleri çok önce, Maẖalmilerin Müslüman olduklarını gösteriyor. Ḫanna Süryanileri feodalcılıkla suçluyor, yani karanlık devirlerdeki Süryanileri, günümüzle kıyaslayıp suçluyor. Hürmüzler, Seferler kadar feodalcıydı. Seferler Dekşuri’ydi, Hürmüzler Haverki’ydi. *** Danẖo Isẖaq’tan… Halkımız, halen varlığını Süryani, Asuri olarak sürdürüyorsa, Yakubi ve Süryani kiliseleri sayesindedir. Yanlışlarıyla doğrularıyla, bu halkın dilini, kültürünü az buçuk kadar bugüne gelmesina vesile oldu. Kilisemizden ayrılanlar ne yaptı? Dillerini, kültürlerini kaybettiler. Kendilerine “Asuriyim, Süryaniyim,...” dememeye başladılar. Kendi halklılıklarından utanmaya başladılar. *** Eleştiren dostlar, sanırım, ya yazdığımı okumamışlar, ya da onu okuyup hiç anlamamışlar. İnancım en son düşüncede, bir kere okuyor, iki kere okumuyor, ve okuduğunu anlamıyor. Genelde de böyle oluyor bu Platformlar’da. Bende bazen, bazı konuları bir kere okuyor, anlamıyorum, anlıyana kadar bir kaç defa okurum. Anladıktan sonra, konuya eğiliyorum ve burda kimi eleştireyim bilincimi tartışıyorum. Yani: 1- Yazarı mı eleştireyim? 2- Düşüncelerini mi? 3- Belgelerini mi, kaynaklarını mı? Bilgisini mi? 4- Yoksa polemik mi yapayım?! Hangisi? Onu seçiyor, daha sonra kaleme sarılıyorum... *** Yukardaki arkadaşlar, neyi eleştirdi, neyi tartışmak istediğini bir bilsem, konu benim için kolay olurdu. *** Yazımda ya da yazılarımda, genelde kişisel konulara değinmediğimi, görmek zor değil galiba. Hele ailesel sorun?!... Her zaman değindiğim “politik çizgi, politik görüş, anlayış, felsefe,... dir.” Bu ‘politik görüşleri’ birileri yerine getiriyor. Bunlar kurum, kuruluş, kilise, manastır, hiyerarşi, aşiret, kabile, örgüt, parti, kaza, köy,... olabilir. Ve ben bunları ele alıyorum. *** Mẖalmiler konusunda, dipte kaynak gösterdim, istiyen o kaynağa bakabilir. Ordan insan kendine fikir edinebilir. Süryani Kilisesinin feodal zihniyetine yer verdim, bizim Peder Abrohom aynen “Müslüman Kardeşler” örneği gibi, ‘ümmetçi’ düşündüğü için halkla kiliseyi birbirinden ayırt edemiyor. BOA’nın tamamına girdiğimi ‘iddia’ etmedim, elime geçen bir bölüm 1800’lü yıllarından belgenin bilgisini aktardım. İçinde Mẖalmilerin yer alıp-almadığına hiç değinmedim. Birde Seferler ya da Hërmëzler mi feodal, ona da yer vermiş değilim. Sonra Dekşürileri ya da Hevirkileri işlemedim. İşlense, yazıda adı geçerdi. *** Bizim Karboranlı Danẖo’da, kilisenin Karboran’da dili, kültürü, kimliği,... ne kadar koruyup kolladığını anlatsaydı sevinecektim. Burda bizim Danẖo, Turabdin dışında kilisenin varlığından galiba haberi yok! Mardin’de kilise sayesinde, her üye Klasik Süryanice biliyor. Amid, Malatya, Urhoy, Adıyaman, Halep, Şam, Bağdat, Musul, Beyrut, İstanbul,... üyeleri pırıl pırıl Klasik Süryanice konuşuyor. *** Yazılarımda sık “Okuyun, okuyun, bilgilenin, bilgilenin, bilinçlenin, aydınlanın,...” derim. Yine de aydınlanma konusunda çabamız, ilgimiz,... sıfırın altında. Aydınlanmaya kapalı kalan insanımız, doğal olarak Osmanlıdan kalan Millet Sistemi düşünüyle sekterci, mezhepçi, jurnalci,... bir düşünsel yaşam sürdürüyor. Ve aydınlanma, galiba önümüzdeki gelecek yüzyıla, bu şekliyle kalıyor, demek zorundayım.
|