Assyrian Forums
 Home  |  Ads  |  Partners  |  Sponsors  |  Contact  |  FAQs  |  About  
 
   Holocaust  |  History  |  Library  |  People  |  TV-Radio  |  Forums  |  Community  |  Directory
  
   General  |  Activism  |  Arts  |  Education  |  Family  |  Financial  |  Government  |  Health  |  History  |  News  |  Religion  |  Science  |  Sports
   Greetings · Shläma · Bärev Dzez · Säludos · Grüße · Shälom · Χαιρετισμοί · Приветствия · 问候 · Bonjour · 挨拶 · تبریکات  · Selamlar · अभिवादन · Groete · التّحيّات

ADO, Yakubi Kilise ve Feodallerimiz

    Previous Topic Next Topic
Home Forums Government Topic #229
Help Print Share

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

ADO, Yakubi Kilise ve Feodallerimiz

Dec-18-2018 at 02:35 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

Aẖe w Aẖwoṯo,

Ceḏo d mawlodo d Moran,
riše d šato ẖaṯto,
a tre howën brixo cal kulxun!

Iboco w nţoro d këtli më kulxun, b sëbbe d ceḏo, zwono d hadiye, zwanu, howe brixo!

Bas lë ţucetu, zwanu hadiye kṯowo, kṯowe ste ... l rabe w l nacime!

Rẖamu w marẖemu, ẖubo du kṯowo hawxa l qariwe w l raẖuqe d këtxun!

I naqla dlë rëẖmina w marẖёmina ruẖayna lu kṯowo w maydina caqël, i ẖolo gëd fayšo li barbariye, lu fëtono w lu fësodo d kit baynoṯayna!

Haka këbcitu, ẖarbuṯo d nuqşo, zwanu kṯowe!

Hawunne bu ceḏano hadiye!

Haṯe sumulla cade!

Zëd mi xşara, haṯe këtla fayde ğalabe-ğalabe ... l rabo w l nacimo!

Lë ţucetu zwanu kṯowe!

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

  • Part 1, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:36 AM, (1)
  • Part 2, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:37 AM, (2)
  • Part 3, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:38 AM, (3)
  • Part 4, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:39 AM, (4)
  • Part 5, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:39 AM, (5)
  • Part 6, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:41 AM, (6)
  • Part 7, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:42 AM, (7)
  • Part 8, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:43 AM, (8)
  • Part 9, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:44 AM, (9)
  • Part 10, Jan Bet Sawocemoderator, Dec-18-2018 at 02:45 AM, (10)
 
Forums Topics  Previous Topic Next Topic

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

1. Part 1

Dec-18-2018 at 02:36 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
1

Ne kadar okuyup öğrenirsek, o kadar farkına varırız cahilliğimizin. P. B. Shelley

Varolan sorunlarımızı “birbirimizi karalama” amacına başvurmadan, bundan uzak durarak ele alıp, burda birlikte tartışmak kadar değerli bir konunun olacağını sanmıyorum.

Politik arena üzerinde dünyaya yeni gelmiş bir halkız. Tarihimizi bilen bir halk olmadığımız için, bugüne kadar varolan sorunumuzu, feodal zihniyetimizle yamalamaya çalıştık, çözüldüklerini sandık. Ve tiyatro sahnemiz, herkesin gözü önünde canlı, onu anlatmama galiba gerek yok!

Bir halkın doğal olarak eski, yeni parti, örgütü, kurumu, kuruluşu olmalı, bunlar yoksa birileri elbette yaratmaya çalışacak. Ve çalışmalı! Çalışılmazsa, kendiliğinden bunların ortaya gelebileceğini sanmıyorum. Burda görev elbette ilk başta eli kalem tutan insanlara düşmekte. Bu insanlarımız bunu yapmıyorsa, bunu o zaman kim yapmalı? Sorusunu sormak gerekiyor.

***

Burda defalarca hem Türkçe ve hem de Şurayt anadilimizle ADO ya da Mtakazto konusunu işledim. Belli ki okuyanı az olmuş ya da olmamış. Bu yüzden Aydın Be-Naqše eliyle kaleme alınanlar yeni bir buluş sayıldı gibi me geldi.

Aẖuno Aydın’a,

Birkaç önerim olacak. Onu yakından tanıdığım için bunları söylemek zorundayım:

  1. ADO ya da Mtakazto gibi ciddi bir olayı yazarken, önce yazılı ve daha sonra sözlü bilgiye başvurulur. Bugün her ikisi de var. Eski ADO’lu yeni ADO’lu hala var.
  2. Ve herhangi bir kaynaktan, alıntı yaparken, kaynak belirtilmeli. Bu belirtilmeyince, birilerinin verdiği emeğe saygısızlık olur. Örneğin Aydın’ın kendi yazısının giriş bölümü, bir siyasal bilimciye ait olmalı. Aydın’ın akademik bir geçmişi olmadığı için anadili olmayan Türkçe gibi bir dilde onu böyle aktarabileceğini sanmıyorum. Çünkü hemen hemen burda kaleme aldığı tüm yazıları, ortaokul düzeyinde bile değil.
  3. Aydın cami Hafızı ya da bizim Faqqa diye bildiğimiz insan olmaması için önerim, hemen kendini geliştirmen için, araştırıya devam edebilesin diye, bir eğitim kurumuna başvurmanı dilerim. Burda hem dil ve hem de dilin yazılış tekniğini öğrenirsin.
  4. Eğitime devam ettikçe, doğal olarak yazımdaki sanat, etik, estetik,... daha gelişkin olması yanında, burda kaleme aldığın sorunların tek tek ciddi olduğunu anlıyacak. Ve karalamanın, propogandanın, taşlamanın,... ne zaman gerekli olduğunu da öğrenebilecek bir duruma gelebilirsin.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

2. Part 2

Dec-18-2018 at 02:37 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
2

Doğu-Batı Süryanilerinde kilise konusuna gelince...

2 bin yıllık bir tarihe sahip bir kurum. Onu Face’in küçük bir karesine sığdırmak çok zor! Hele bunun bilgisine sahip değilseniz, daha zor bir konu olur. Konu böyle kolay bir konu olsaydı, dünyanın dört bir yanında bulunan üniversite ve akademide ayrı bölümü hem olmaz, hem de yıllardır onu araştıran dinbilimci, dilci, tarihçi, felsefeci, coğrafyacı,... olmuyacaktı.

Benim burda üzerinde durduğum genelde tarihteki politik çizgisi... Çünkü, bizi günümüzdeki halimize getiren o! Ve ne yazık ki doğubilimi içinde buna yönelen ve değinen hiç olmamış.

Çok erken bir dönemde, Mezopotamya’daki üniversite ve akademilerde iki tane politik çizgi vardı. Bunların biri ahiretçi ve diğeride dünyevi idi. Günümüz diliyle biri dinci, diğeri de ulusalcı idi.

Dincilerin başını Süryani Afrëm (yaklaşık 306-373) çekmiş. Ulusalcıların başınıda Bardayşan (yaklaşık 154-222) çekmiş. Bu iki çizgi ne kadar bir süre devam etmiş? Bu konuda yeterince bilgim şu an yok! Ve bilindik Afrëm’in ahiretçi çizgisi bugüne ulaşmış. Yani kilise etno, ulus, millet, halk,... olmamızı istemediği gibi, olmaması için de tarihte önlemler almış.

Örneğin bu önlemlerin başında dil sorunumuz geliyor. Dili sadece ruhbana ayırmış ve ona bu dil “Allah’ın dili, Kurtarıcımız İsa’nın dili!...” ayetini sağlamlaştırıp yerleştirmiş. Ve, ruhban dışında tarihte, bu dili kaleme almış ruhban olmayana, ben hala rastlamış değilim. Yazanları da Sayfo sonrası olmuş. Genelde de onu Turabdin kökenliler yazmış.

Dil dedik ...

Bu dil, Urhoy (Urfa) ve çevresinde konuşulan dil olmuş. Bu bölge dışında, bu dili konuşan bir halk grubu olmamış. Burdaki okullarda, dışardan gelip okumuşlar, bunu burda öğrenip kendi bölgesine dönmüş. Daha sonraları da bu böyle sürmüş. Bu dil dışında hem Yukarı ve hem de Aşağı Mezopotamya da farklı yerel diller varmış. Bu dillerden ayakta kalanları Turabdin’de konuşulan ama yazıya dökülmüyen Şurayt kalmış. Yine aynı şekilde Urmi’de Doğu Süryanice kalmış, sağolsun Amerikan misyonerleri onu yazıya dökmüş ve bu bölgede yazı geleneği olmuş.

Kilise, sürekli İsa’nın anadilimizi konuştuğunu lanse etmiş. Yani Urhoy’da konuşulan dili. İsa, Urho’ya hiç uğramamış ve bu dili de konuşmamış. Ama buna karşın dünyaya geldiği Galile’deki yerel Süryanice, İbranice,... öğrenmiş. Bu konuda bilgi sahibi olmak istiyenler uzman birçok tarihçinin çalışmasına başvurabilirsiniz.

Kısaca, kilisenin temeli yalana dayanan “İsa anadilimizi konuştu!” propogandasının bugün artık doğru olmadığını çok iyi biliyoruz.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

3. Part 3

Dec-18-2018 at 02:38 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
3

ADO konusuna geleyim...

ADO ya da Mtakazto, 1957’de Qamёšlo’da nasıl kuruldu? Etmen ve edilmenleri neydi? Kurucuları kimdi? Bu dönemin politik havası neydi? Egemen politik ideoloji neydi? Arap politikası ne türdü? Arap olmayana, Müslüman olmayana nasıl bakılırdı? Bu konuları bilmeden Mtakazto’nun çıkışını anlatmak zor olsa gerek!?

Mtakazto, kurulmadan önce, Nasırcılık tüm Arap ülkelerini esir almış, yürüyordu. 1952’de Cemal Abdülnasır subay arkadaşlarıyla birlikte darbe yapıyor. Bu darbede Kral Faruq devriliyor. Ve Nasırcılık her Arap ülkesinde İttihad-Terakki’nin Arap kopyası ile yayılıyor. Nasırcılığın içi Arap ve İslam’la dolduruluyor. Dışında kalana zerrecik şans tanınmıyor.

Kral Faruq’a yapılan darbe, 1908’deki Bab-i Ali model oluyor. Başta Mısır olmak üzere, hemen hemen Yakın ve Ortadoğu’daki Arap ülkelerinin askeri, sivil politikacısı ve bürokratı Osmanlı zihniyeti beslemesiydi. Ordularının tavanı, önemli bölümü Teşkilat-ı Mahsusa kökenliydi.

Mtakazto’nun kurucuları arasında Qosţanţin Šamcun var. Bu sıra hem mahalle ve hem de okul arkadaşlarıyla birlikte, defalarca bir araya geliyorlar. Hiç birinin hıristiyanlık dışında politik dünya görüşü yok. Qamёšlo’da bu sıra ha bire politik cinayet işleniyor. Fail daima meçhul.

Politik cinayet sözcüğünü ben kendim kullanıyorum. Devlet ve Nasır istihbaratı bu cinayetleri bu amaçla yaptığı için kullanıyorum. Cinayete kurban giden insanların önemli bölümü işadamıydı, dönemin politikası ile ilgilenmedikleri gibi, dünya görüşleri de yoktu. Ama Qamëšlo’ya göre varlıklı insanlar sayılırdı. Ekonomi ve üretim bu adamların elindeydi.

Doğal olarak cinayete kurban giden insanlar sonrası korku, ürperti, yıldırma,... tek amaçtı ve Lübnan’a ve dış dünyaya göç başladı.

“... beraber bir şey yapalım,...” anlayışı içinde bir araya gelen, yukarıda adını andığım genç insanların tümü, kilisenin “Olaf-Beth Medresesi” kökenliydi. Deyim yerindeyse, dönemin taliban zihniyetlilerimizdi. Mtakazto’nun ilk adımları böyle atıldı.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

4. Part 4

Dec-18-2018 at 02:39 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
4

Mtakazto’nun, ilk çıkışı ...

Doğal olarak, bir araya gelenler, gizli toplanıyordu. Ne tür bir örgütlenme düşündükleri üzerine, bugün bilgi ne yazık ki çok az. Bir örgüt mü düşünülüyordu, bir kitle hareketi mi, parti mi,... bilgi bu konuda çok cılız.

İnisiyatif sahibi olan ilk kurucular akrabalık, yakınlık, ahbablık, hemşerilik,... bazını, kendine temel almış. Ve Yakubi Kilisesi üyeleri arasında seçme yapılarak, bu yeni oluşum her geçen gün, kendine yeni üye katıyordu.

Başta Qamëšlo olmak üzere, yakın çevre birimleriyle bir tür bağ, ağ,... ilişkisi kuruluyor. Hücre sistemine yakın bir inşa yapıldı.

Bu ara yapılan buluşmalar, görüşmeler, toplantılar not ediliyor, üye listleri,... yapılıyor.

1960’ların başında Suriye’ye iyice yerleşen Mısır İstihbaratı, bu sıra yapılan Suriye Mısır arasındaki birlik ve dünyaya ilan edilen Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin istihbaratı baskı ve zulmüyle aman artık tanımıyordu.

Arap ve Müslüman olmayanlara 5. Kol gözüyle bakılıyor. 5. Kolu da Batı’nın Yakın ve Ortadoğu’daki uzantısı lanse ediyorlardı. Sokakta yaygın propoganda da şu idi: Bir İsrail kuruldu, 2. İsrail’i kurdurmuyacağız! Bu her sorumlu Arabın ağzında ana slogandı. Ve varlıklı insanların mal-mülkü kamulaştırıldı. Gozarto’da ünlü Asfarlar ve başkaları sıfıra indirildi.

Mtakazto’nun ilk oluşumunun üyeleri, bu sıra bir sürü not ve bilgisini yakmak zorunda kalıyor. Kimi de Jaq-jaq akıntısına atılıyor, kimi de yer altında kazılan çukurlara saklanıyor.

Ve üyelerin bazıları büyük kentlere okumaya, askerliğe, Lübnan’a ve dış dünyaya göç etmek zorunda kalıyor. Kalanlarda kendini korumak için yarı legal yaşama geçmek zorunda kalıyor.

***

Nasır’ın eli kanlı istihbaratı Beyrut’ta, Sheraton Otel’inin en üst katını kiralayıp kendine sorgu ve işkence konağı yapıyor. Gece yarıları evinden bu konağa bir sürü Maruni, Melkit,... yazar, çizer, gazteci,... alındı. Sorgulamaları tamamlandıktan sonra, asitle dolu olan banyo küvetinde eritiliyorlardı.

Doğal olarak bu caniyane olaylar, Qamëšlo’ya fısıltı gaztesi üzerinden ulaşıyordu.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

5. Part 5

Dec-18-2018 at 02:39 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
Last edited on Dec-18-2018 at 02:40 AM (UTC 3 Nineveh, Assyria)
 
5

Mëqqa d qurena w mëqqa d yëlfina,
haqqa ste gëd fërqina b jahale d kit sidayna. P.B. Shelley

Ve tarih boyunca, halkımız tarafından, hiç sorgulanmayan başta Yakubi Kilisesi ve diğer kiliselerimiz, bu dönemde Suriye’deki politik karnesi neydi? Nasıldı? Ona geleyim...

Burda İsa’nın Sevgi ve Barış felsefesini, tartışmaya açmadığımı hemen ileteyim. Bu apayrı bir konu! Kilise politik çizgisiyle hiç ilgisi yok!

Ben burda sizlerle kilisemizin politik çizgisi ve bunu uygulatan, yaşama geçiren ruhbanını ele alıyor, kirli çamaşırını deşifre, ifşa,... ediyor ve eleştiriyorum. Burda kaleme aldıklarım dinsel ya da dini-mezhepsel “ayet” değildir! Her istiyen onları tartışıp eleştirebilir. Varsa aydınlatan karşıt düşünceli yazınız,... hemen onu burda yayınlayın! Herhangi bir makamdan izne, ruhsata, patente,... gerek yok!

***

Sayfo’dan sonra, Gozarto’da yavaş-yavaş toparlanmaya başlıyan Doğu-Batı Süryani halkı, doğal olarak kendine çeşitli boydan soptan kurum yarattı. Cılız da olsa bir ulusal uyanış olmuş. Türk, Arap, Kürt,... değiliz bilinci gelişiyordu.

Dış dünyaya göçen dönemin aydınları ha bire yayın üretiyordu. Bu yayınlardan da doğrudan Qamëšlo’ya ulaşanları vardı. Ulaşamayanları da Lübnan üzerinden geç tarihlerde, yine Qamёšlo’ya ulaşma olanağına sahip oluyordu.

***

Benim kendi araştırı alanım Yukarı Mezopotamya’nın Turabdin bölgesi, halkı, tarihi, coğrafyası, dili, kültürü ve Yakubi Kilisesi’dir. Buna karşın İsveççe ya da başka bir dilde yayınlattığım ürünlerin içeriği Doğu ve Batı Süryanileri (Asur, Aram, Kildani) kapsıyor ve geneli de yazılı kaynağa dayanıyor. İçindeki bilgi yazarlarını bağlar. Ben bir yayıncı olarak, burdaki rolüm, sizi aydınlatmak için, görevim sadece ve sadece arabuluculuktur.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

6. Part 6

Dec-18-2018 at 02:41 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
6

Maṯlo komër: Dawmo d šar, mu qurmo dlë mёšmoţo, b tërofo d fage, d kube,... d këtla, darbo lë kmihalëx.

Özellikle Batı Süryaniler (buraya Maruni ve Melkitleri katmıyorum, ayrı konumludurlar) arasında, geçmişte olduğu gibi, bugün de politize insanımız olmadığı için, kendimize politik anlamda ulusal bir hareket, ne yazık ki yaratamadık/yaratamıyoruz.

Nedenler bol, bunlar bugün burda Face’te, çoğulcu bir katılımla önyargıya yer vermeden, tartışabilsek, bu tartışmalara gelecekten yana düşün taşıyabilsek, belki ileride bir şeyler üretilebilir.

***

Bu önemli konunun ihalesini tarihte, kilise bizden engelsiz, dirençsiz,... alıp, kendi adına tapo yapmış, bugün de hala bu tapo onun elinde. Kimseye de bunu kaptırmamak için, sırt sıvazlama da ustadır. Yakın ve Ortadoğu’da hemen hemen her yerde içerde nüfuzlu aileler ve dışarda da egemene sırt vererek yürüttü.

Bunu Avrupa sahasında da yaptı, hala da yapıyor. Buna iki ayrı örnek vererek konuya devam edeyim... Ulusal uyanış olmazsın diye, içte, hemen hemen Avrupa’nın her ülkesinde, sırtını nüfuzlu feodal ailelere dayattı, dışta da örneğin Sayfo faaliyetleri sırasında ilerleme olmazsın diye, TC’nin Konsolosluklarına hep uğradı. “Sayfo ilerlemiyecek!...” diye, TC’nin diplomatlarına garanti verdiler. Bunun için de altarı silah olarak kullandılar.

***

Beni yakından ya da uzaktan tanıyanlar, İsveç’e geldiğim 1975’ten beri bilgi, belge,... topladığımı bilirler, hala topluyorum. Yaptığım bu kolleksiyon nedeniyle, Sayfo ortaya çıktı, anadil Şurayt böyle ve şu an da Doğu Hıristiyanlığı içinde Yakubi Kilisesinin ve üyelerinin oynadığı Vahabilik rolü, çıkmaya başladı. Bilgi, belge,... artık var.

Geçmişte yapılan Sayfo’larda, değil yalnız parmağı, onun bizzat eli var!

Bunlara değinmekte yarar var ve nedenlerini tutucu-feodal Yakubi zihniyetten uzak araştırmak önem gerektiriyor.

Bunu yapmak zorundayız!

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

7. Part 7

Dec-18-2018 at 02:42 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
7

Gozarto’nun Qamëšlo’sunda, Arapça Rafidayn (yani Beṯ-Nahrin) adıyla dernek kuruldu 50’lerin sonunda. Bir spor derneğiydi, futbol takımı vardı, dillere destan olmuştu.

Başta Fırat ve Gozarto Yakubi Kilisesi Başpiskoposluğu’nun ẖasyosu Quryaqos Tannurji (1896-1988) olmak üzere, devlete bağlı Batı Süryani ajanlar, bu derneğin kapatılması için ha-bire şikayetler, raporlar,... veriyorlardı.

BAC-Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin istihbaratı 1962’de, ẖasyo Quryaqos’la birlikte, derneğin başına çorap geçirmek için plan yapıyor.

Rafidayn Derneği adına, her yıl geleneksel Kermez Günü kutlanıyor. Kadınlı erkekli, bir halk şenliği şeklinde bu oluyormuş. Ozanlar, şairler, yazarlar, çizerler,... burda toplanıyor, ürünlerini tanıtıyor. Babil, Ninova,... eski anayurdumuzun kralları, kraliçeleri tanıtılıyor, sergileri açılıyor.

1962’de Kermez Günü, sivil bir subayın şenliğe gelmesi ve burda kadın ve kızlara sataşması, dernek gençlerinin dikkatini çeker. Adamın sarhoş olduğunu gören gençler, onu hemen derneğin dışına almak zorunda kalıyorlar. Sivil subay ağzını kirletiyor, gençlerde ona ağzının payını veriyor. Ve ordan ayrılıyor. Şenlik devam ediyor. Yarım saat kadar sonra şenlik yerine silahlı asker geliyor ve silah gücüyle şenlik iptal edilmek isteniyor. Ve bugün, Qamёšlo savaş alanına dönüşüyor.

Dernek bu şekilde mimlenip kapatılıyor.

Ertesi yıl 1963’te BAC’ın birliği bozuluyor. Suriye’de iktidara Baasçılar el koyuyor.

Doğal olarak eski Nasırcı politika sona eriyor ve tüm Mısırlılar Suriye dışı ediliyor.

Bu dönemle ilgili anlatılacak bir sürü politik konu var.

***

ADO’da bu sıra toparlanmaya başlıyor. Hala onun politik bir gündemi, felsefesi, stratejisi yok!

Bu sıra “Öğrenci değiş-tokuşu” üzerinden bazı ADO’cular İstanbul’a geliyor, birlikte de ADO’nun düşüncelerini getiriyorlar. Bu şekilde Türkiye ADO’su kuruluyor. İstanbul’a giren ADO Samatya semtine yerleşiyor, 1980’lerin sonuna kadar bu semtten bir yere ayrılamıyor.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

8. Part 8

Dec-18-2018 at 02:43 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
8

1970’lerin başında Midyat’ta, Midyat Kültür Derneği şemsiyesi altında çeşitli kültürel faaliyetlere katıldım. Bu sıra Türkiye genelinde Sol Haraket yükselişte, ondan etkilendim ve Sol yayınlar okumaya başladım.

Midyat’taki dernek faaliyetleri ve çalışmaları, bu sıra hala bilmediğimiz ADO’nun dikkatini çekiyormuş, İstanbul’dan, daha doğrusu Samatya’dan Midyat’a yakınlarını ziyarete gelen Caziz Poli, Gawriye Bë-Use, Yawse Bë-Hëndoke, Jorj Bë-H̱adodo ve Malak Bë-Şarëke tarafından, bu dernek, hem yakından görüntülendi ve hem de denetlendi.

Bunların hiç biri, ne legal ne ne de illegal anlamda ADO’nun varlığını tanıtmadı. Şu an ADO ile ilgili bir çalışma planım olması nedeniyle, topladığım sözlü bilgi arasında, “ADO, Midyat’taki biz gençleri Sol görüşlü bulduğu için, örgütlenmeye gitmemiş...” bilgisi var.

1975’te İsveç’e geldiğimde az-çok bir ulusal bilinç ve politik görüşüm vardı. Tek dernek olan Södertälje’deki “Assyriska Föreningen i Södertälje’ye” aktif yanaşanlardan biriydim. Bu dönemden beni tanıyanlar hala yaşamda, burda bu konu ile ilgili, olumlu-olumsuz görüşlerini iletseler sevinirim.

Kitlesel göçün birlikte getirdiği sorunlar nedeniyle, İsveç’e bizden önce, 1967’de Lübnan’dan gelen grubtan Gabriyel Afram ve diğer yönetim kurulu üyeleri, çeşitli konuda yardımları oluyordu.

Derneğin yönetimi dışında, 1976’nın ortalarından itibaren, Gabriyel Afram, ben, Nabil Carquwwe, Nayil Şaliba bir araya geliyor, politik sorunlarımızı ele alıyorduk. Bu oturumlar İsveç’teki ilk ADO oturumları sayıldı.

Sonbahar da Yuẖanun Qašišo’nun İsveç’e gelmesiyle, bu oturumlarımız bilinmedik bir nedenle sekteye uğradı. Ve bir daha bir araya gelme gereksinimi duyulmadı.

Meğer bu sıra ADO, Almanya’dan gelen üyeleriyle adımlarını atmış, örgütlenmeye gitti. Bunu ben yıl sonunda Šamcun Cabdiyo’dan alıyorum. Kendisi Almanya’daki ADO’nun bir üst üyesiydi, İsveç’e ailece yerleşmişti. Evli ve çocukları vardı.

Bu sıra, hemen hemen ADO’nun tepesinde yer alanların önemli bölümünü, ailece İsveç’e gelmelerinde yardımcı olmuş, ADO’nun İsveç’te güçlenmesini istiyor ve bunun için katkıları oluyordu.

Šamcun Cabdiyo’da, anımsıyorum küçükken Midyat’taki Mor Barşawmo’nun Olaf-Beṯ Medresesi’nde okuyordu. O da diğer birçok çocuk gibi burda bir süreliğine gitti. Midyat’ta ilk, Orta ve Liseyi okuduktan sonra Almanya’ya gitti. Burda ADO ile tanıştı. Sol görüşlü Kürt, Türk,.. insanlarla tanıştı. Sola sempatisi vardı. Ama buna karşın Sol görüş içerikli yayın okumuşluğu ya da geleneği yoktu. Sol’u halkımız için tek sağlam yol bilirdi o kadar!

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

9. Part 9

Dec-18-2018 at 02:44 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
9

ADO, İsveç’te de aynen kurulduğu ilk dönemlerindeki gibi ahbaplık, hemşerilik, yakınlık, akrabalık,... bazı üzerinden Yakubileri “örgütlemeye” çalışıyor.

Qamëšlo’dan Arsan Arsan adında bir ADO’cu, 1974’te İsveç’e Södertälje’ye geliyor. Yanında ADO’nun Arapça İç Tüzüğü var, 1975’te ancak bunu birilerine tanıtıyor ve daha sonra ADO’ya katılanlar bu tüzük üzerinden örgütlenmeye koyuluyor.

Tüzükte ne var? Nasıl bir örgütlenmesi var? Arapça bilenlerin dışında bilgisi olan yokmuş. Arapça bilenlerde bunu “gizli” diye kimseye bırakmıyor, hatta çoğaltılması bile yasaktı!

***

1976’nın sonlarına doğru, ADO’ya katılmayı, beni çok iyi tanıyan Šamcun Cabdiyo’nun defalarca ısrarı üzerine kabul ettim. “Senden iyisi mi var!? Senin gibiler gerekli, bu işten anlıyan, senden başka insan tanımıyorum...” der.

Katılım için bana, kadın avcısı Arsan Arsan’ın yanında vakit ayıracağını, onunla görüşmemden sonra, ADO’ya katılıyor olacağımı, söyledi. Arsan’la görüşme?!... midem bulandı. Hemen red ettim, ama Šamcun durmadan ısrar ediyor. Onu kırmadım, ama ayırdığı randevuya gitmedim.

Šamcun küplere biniyor, neden gitmediğime... İkinci bir randevu yaptı, bu sefer onu mahçup ettirmemek için gittim. Bu sıra Stokholm’da kalıyorum, Arsan Arsan Södertälje’de eniştesinin evinde kalıyor.

***

Bu sıraya kadar algım ADO için şu idi: Ezilen bir halkın hareketi, dört-dörtlük olmayabilir, ama zamanla çalışılarak olabilir, düşüncesindeydim.

Ben zaten ADO’suz, ADO’nun 10 katı aktif idim. Ama örgütlü daha iyi olur düşüncem bugün bile aynı.

Arsan Arsan’ın kişiliksizliğini içime sindirerek, ADO’ya katıldım. Bu adamı daha sonra anlatmamda yarar var sanırım.

***

ADO’da ilk hücre toplantısına katıldığımda, ADO’nun ne istediğini içeren yayın, bildiri,... istedim. “.... Sonradan gelir, alırsın! Bunlar şu an Arapça, çevrilecek,...” İnandım!

Böyle devam edip katıldım hücre toplantılarına. Gündemin noktaları, konuları,... sürekli dernek içi dedikoduları ile geçiyordu. “... Derneğe A neden geliyor? B bizim derneği sevmiyor, bu konudaki sözlerine kulak oldum,...”

Bu şekilde toplam 3-4 ay kadar bulundum. Örgütlenme “gizli” olmasına rağmen, benim gibi bu tür dedikodudan sıkılan insanlar vardı. Bu insanlar bu sıkıntıları dile getirdiği için onlara “Maẖrёwone” anarşistler adı verildi. Daha sonraki dönemlerde, bu grup muhalif grup oldu/olduk!

Bu sorunları sadece İsveç’le sınırlı sanırdık.
Bunları yamalamak için İsveç’e ilk önce Samatya ADO’sundan Malak Bë-Şarëke geldi. ADO’dan bir delegasyon, bir akşam onun ziyaretine gidiyor. Delegasyonun başında da, günümüzde Södertälje’deki Nsibinli Mor Yacqub Kilisesinde Xori Gabriyel Bar-qašo bulunuyor. Gecenin geç saatlerine kadar ADO’daki anarşistlerin konusu tartışılıyor. Delegasyon çok olumsuz yansıtmalar yapmasına rağmen Malak Bë-Şarëke, bu insanların anarşist olmadığını tersine en aktif ve en değerli insanlarımızın olduğunu yansıtıyor.

Sonuç olarak, Gabriyel Bar-qašo İsveç’te bir üst ADO üyesi edasıyla Samatya ADO’sundan şunu istiyor: Bize yol verin, biz bunları hemen ortadan kaldıralım!

Ve gece toplantısına nokta konuyor.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 340
Member Feedback

10. Part 10

Dec-18-2018 at 02:45 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
10

ADO’nun “Maẖrёwone” diye lanse ettiği, biz muhalifler ne yapıyorduk? Bunu biraz anlatsam...

Bu dönemi ve yaşadıklarımızı, burda benden başka anlatan olsa, değinen olsa sevinirim. Olumlu, olumsuz,... fark etmez, anlatılsın isterim.

***

Yukarıda, ADO ile ilgili araştırı çalışmalarımın olduğunu vermiştim. Bu çalışmamdan size aşağıda iki önemli nokta aktarıyorum...

İlki:

Yakubi Kilise ile ADO’nun paylaştığı dünya arasında tek ayrıcalık, kilisenin ruhbanı siyah, ADO’nun sivil giyinir. Her iki yanın dünya görüş felsefesi ve örgütlenme zihniyeti aynı.

İkincisi:

ADO’nun tepesi, üyeleri için “Kitap Okuyan ve Okumuyan Fişlemesi” yapıyor. Okuyanları Sol Görüşlü, Okumuyanları da sadık, örgüte bağlı olan, şeklinde görüyor.

***

ADO, dün olduğu gibi, bugün de davasız bir örgüt olduğu için, politik olarak hala...

Dinsiz!
Kitapsız!
İnançsız!

ADO’nun ilk günden, yani kuruluşundan, önüne bir yurt davası almadığı için, politik bir yurtsever felsefe, doğal olarak üretemiyor.

***

Yukarıda değindiklerime az çok egemen sayılanlardandım. ADO üzerinden bunları yapamıyacağımı erken anladım. Birkaç arkadaşla birlikte Södertälje’deki dernekte “Kültür Komitesi’ni” kurduk. Ve bu sıra, halkımızla ilgili elimize geçen her kitapçığı, derneğin bir köşesinde atılmış Gestetner teksir aygıtı ile çoğaltma çalışmasına başladık. Boya, karbon ve kağıdı da cebimizden satın alıyorduk.

Bu basit çalışma ile, tanıdığımız, tanımadığımız gençler arasında kollektif bir ruh yarattık. Ürettiğimiz bu küçücük çalışmalardan, yardımcı olanlara emeği karşılığı birer tane bedava veriyorduk. Diğerlerini de okumak isteyenlere satıyorduk. Bu gençlerle bu ürünler üzerinden tarih, kültür, dil,... bilgisi sohbetleri yaratmıştık.

Bunu daha da ilerletmek için, İstanbul’daki çeşitli Yayınevlerinden kitaplar ısmarlardım. Bu kitapları karşılıksız, anlıyabileceklere verir, okumalarını sağlatırdım.

Özellikle küçük yaştakiler için, kültüre sevgileri olsun diye, çocuk filimleri getirir gösterirdik. Bu kuşaktan bir çok çocuk uyuşturucudan böyle kurtuldu. Çünkü onları bu çalışmalarımızda sahipleniyorduk.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Forums Topics  Previous Topic Next Topic


Assyria \ã-'sir-é-ä\ n (1998)   1:  an ancient empire of Ashur   2:  a democratic state in Bet-Nahren, Assyria (northern Iraq, northwestern Iran, southeastern Turkey and eastern Syria.)   3:  a democratic state that fosters the social and political rights to all of its inhabitants irrespective of their religion, race, or gender   4:  a democratic state that believes in the freedom of religion, conscience, language, education and culture in faithfulness to the principles of the United Nations Charter — Atour synonym

Ethnicity, Religion, Language
» Israeli, Jewish, Hebrew
» Assyrian, Christian, Aramaic
» Saudi Arabian, Muslim, Arabic
Assyrian \ã-'sir-é-an\ adj or n (1998)   1:  descendants of the ancient empire of Ashur   2:  the Assyrians, although representing but one single nation as the direct heirs of the ancient Assyrian Empire, are now doctrinally divided, inter sese, into five principle ecclesiastically designated religious sects with their corresponding hierarchies and distinct church governments, namely, Church of the East, Chaldean, Maronite, Syriac Orthodox and Syriac Catholic.  These formal divisions had their origin in the 5th century of the Christian Era.  No one can coherently understand the Assyrians as a whole until he can distinguish that which is religion or church from that which is nation -- a matter which is particularly difficult for the people from the western world to understand; for in the East, by force of circumstances beyond their control, religion has been made, from time immemorial, virtually into a criterion of nationality.   3:  the Assyrians have been referred to as Aramaean, Aramaye, Ashuraya, Ashureen, Ashuri, Ashuroyo, Assyrio-Chaldean, Aturaya, Chaldean, Chaldo, ChaldoAssyrian, ChaldoAssyrio, Jacobite, Kaldany, Kaldu, Kasdu, Malabar, Maronite, Maronaya, Nestorian, Nestornaye, Oromoye, Suraya, Syriac, Syrian, Syriani, Suryoye, Suryoyo and Telkeffee. — Assyrianism verb

Aramaic \ar-é-'máik\ n (1998)   1:  a Semitic language which became the lingua franca of the Middle East during the ancient Assyrian empire.   2:  has been referred to as Neo-Aramaic, Neo-Syriac, Classical Syriac, Syriac, Suryoyo, Swadaya and Turoyo.

Please consider the environment when disposing of this material — read, reuse, recycle. ♻
AIM | Atour: The State of Assyria | Terms of Service