Assyrian Forums
 Home  |  Ads  |  Partners  |  Sponsors  |  Contact  |  FAQs  |  About  
 
   Holocaust  |  History  |  Library  |  People  |  TV-Radio  |  Forums  |  Community  |  Directory
  
   General  |  Activism  |  Arts  |  Education  |  Family  |  Financial  |  Government  |  Health  |  History  |  News  |  Religion  |  Science  |  Sports
   Greetings · Shläma · Bärev Dzez · Säludos · Grüße · Shälom · Χαιρετισμοί · Приветствия · 问候 · Bonjour · 挨拶 · تبریکات  · Selamlar · अभिवादन · Groete · التّحيّات

Süryani Ortodoks Kilisesinde Cinsel İstismar ve Ruhbanlar

    Previous Topic Next Topic
Home Forums Religion Topic #114
Help Print Share

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

Süryani Ortodoks Kilisesinde Cinsel İstismar ve Ruhbanlar

Oct-01-2019 at 03:14 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

Süryani Ortodoks Kilisesinde Cinsel İstismar ve Ruhbanlar
Jan Beṯ-Şawoce

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

  • 1, Jan Bet Sawocemoderator, Oct-01-2019 at 03:15 AM, (1)
  • 2, Jan Bet Sawocemoderator, Oct-01-2019 at 03:16 AM, (2)
  • 3, Jan Bet Sawocemoderator, Oct-01-2019 at 03:16 AM, (3)
  • 4, Jan Bet Sawocemoderator, Oct-01-2019 at 03:18 AM, (4)
  • 5, Jan Bet Sawocemoderator, Oct-01-2019 at 03:19 AM, (5)
  • 6, Jan Bet Sawocemoderator, Oct-01-2019 at 03:20 AM, (6)
  • 7, Jan Bet Sawocemoderator, Oct-01-2019 at 03:21 AM, (7)
 
Forums Topics  Previous Topic Next Topic

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

1. 1

Oct-01-2019 at 03:15 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
1

Bu tabu çok eskilere dayanıyor, bugün bu yavaş da olsa, kapısı biraz aralanıyor...

Geçmişte değindiğim gibi, burda, istediğiniz kadar belge yayınlayın, ruhban eliyle beyni yıkanmış insanımız, bu belgelere inancı 1 zerrecik bile değil.

Ama biz yine de, bu konuda var olan bilgi, belge toplama ve araştırmamıza devam etmek zorundayız.

***

Lübnan Dağı Başpiskoposu Jorj Şaliba, hala yaşamda, onun cinsel istismarı ile ilgili burda birkaç defa tarafımdan ele alındı. Benim gibi, bu adamın dosyasını tanıyan, bilen,... bir sürü insanımız var. Hatta bu adamın eliyle başına gelmiş birçok insanımızın olmasına rağmen, ağızları kapalı.

Böylesi insanlardan biri İsveç’te yıllardır piskoposluk yapan Ablaḫad Gallo-Šabo’dur. Ama hiç konuşmaz, suskun kalmayı tercih ediyor.

Diğer biri Andërawos Be-Naqšë’dir. O da İsveç’te kalıyor, ama suskun, neden? Bu konuda bilgim yok?!

***

Diğer bir önemli kişilik, Almanya’da Piskopos Matiyas Bagani’dir. Patrik Zakka İwaz döneminde, Şam’da kalan Süryani ortodoks Patrikhanesi’nde uzun bir süre sekreterlik yapmış.

Suriye İstihbaratı’nın Hanı halindeki bu kurumda dönen binbir dolabın önemli bir tanığı. Örneğin Patrik Iwaz’ın hangi rahibelerle romantik yaşam geçirdiğinden tutun, bir sürü önemli konuyu bilen biri.
Ama konuşmaz! Konuşmak istemez!

Ve Arapların egemen olduğu ülkelerdeki ruhbanların kirli çamaşırlarını da bilen biri. Bu türden bilgi, Patrikhanede onun elinden geçiyormuş.

Bu bilgileri bilmek, sizi de ilgilendiriyor mu?

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

2. 2

Oct-01-2019 at 03:16 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
2

1949’da Musul’da, Patrik Afrëm Barşom öncülüğünde Süryani Ortodoks Kilisesi, kendine bir Ruhban Okulu kurar. Burda çeşitli bölgelerden genç insan gelir ruhban olmak ister. Ve bir bölümü olur, diğer bir bölümü çeşitli nedenle olmaz, ayrılmak zorunda kalır.

1950’li yılların sonunda cinsel istismarcılık nedeniyle, bu okulun ipliği pazara çıkınca Patrik III. Ya’qub tarafından Lübnan’a taşınır. Önce Zaḫle’de temelini kuran bu okul daha sonraları ‘Aţšane’ye taşınır.

Buraya yine birçok yerden, ruhban olmak için başvuru yapılır.

Bundan önceki yazımda adını andığım Ablaḫad Gallo Šabo ve Andërawos Be-Naqše burda eğitim için bulunur. Ablaḫad Gallo Šabo birkaç yıl eğitim aldıktan sonra, despot Jorj Şaliba onu kendi sekreteri yapar. Daha sonra İngiltere’de Birmingham kentinde Tanrıbilim eğitimini sürdürür. 1987 yılında eğitimini yarıda bırakarak İsveç’e piskopos atanır.

Bu sıra Piskopos Afram ‘Abbude, Süryani Ortodoks Kilisesi’nin başında bulunan despot Xalaf + Sacido ortaklığı, onu istenmeyen adam ilan ediyor. İsveç’i terk etmek zorunda kalıyor. Onu buna zorluyan Xalaf + Sacido despotluğunun hazırladığı plan ve daha sonra onunla ilgili günlük basına yansıyan resmi Kilise Bildirge’si nedeniyle, kirli çamaşırını aklıyamadan çekilip gitmek zorunda kalmıştı.

Boşalan piskoposluk koltuğu bu şekilde, Ablaḫad Gallo Šabo ile doldurulur. Onu yine Xalaf + Sacido despotluğu taleb etmiş.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

3. 3

Oct-01-2019 at 03:16 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
3

Geçmişte, birçok defa andığımı, burda onu yeniden anmamda belki yine yarar var sanıyorum: İsveç’e geldiğim 1975’in yazından bugüne, halkımızın sorunlarıyla ilgilendiğimi bilmiyen belki küçük bir kör ve sağır azınlık var. Ve bu doğal!

Bunca yıl, yazılı ve sözlü bilgi, belge,... topladım. Bugün bu topladıklarım, Avrupa’daki tek arşiv ve kitaplığımız!

Bundan başta ben olmak üzere, bir sürü insan araştırı çalışması için yararlandı ve hala da yararlanıyor.

Sayfo, belge ve bilgisiyle burdan tanındı, tanıtımı hala çeşitli kitap yayını ile devam ediyor. Ve bugün Sayfo konusu, hemen hemen her yanda mercek altında, kimi araştırıyor, kimi inceliyor, kimi okuyor, kimi öğreniyor,...

Bu Doğu ve Batı Süryani (Asur, Aram, Kildani) halkı için çok önemliydi. Ve bu bilgi ve belge nedeniyle, Sayfo’nun 1915’te başlamadığı, bitmediği yine ortaya çıktı.

1915 öncesi I. ve II. Balkan Savaşı, 1909 Adana, 1895 Hamidiye Alalyları,... yani, eskiden yaşlılarımızın akşam sohbetlerinde değindiği “... Abri kul 20 (cësri) šne naqla hëwewo Sayfo!” değimi artık aralanıyor.

Beni bu çalışmalarım sırasında uyandıran ve ilgilendiren konu şu oldu: Sayfo öncesi bizde ne oluyordu? Birlik mi vardı? Hazırlık mı vardı? Silahlanma mı vardı? Bilinçlenme mi vardı? Bilgilenme mi vardı? ....

Hiç birine rastlamadım! Bunun nedenleri neydi? Bilenimiz yok kadardı!

Tarihte tek kurum, kuruluş, organ,... kilise! Ve bunu, bizi,... yöneten ruhbanı! Nasıl bir politik çizgi izledi tarihte? Yani sadece ve sadece dua, perhiz, vaftiz, çift birleştirme, gömme,... miydi görev?

Bunları bilmeden bugüne kaldık?!

***

Sözlü Tarih çalışmamdan buraya bir kesit alıyorum... Bundan yıllarca önce, Södertälje’de kalan Midyatlı bir aile ile söyleşi yaptım evlerinde. Karı ve koca, ikisi de yaşlıydı, bugün ikisi de aramızda yoklar!

Hanım bana şu olayı aktardı...

“... Yavrum Jan, yıl 1948, ben 13 yaşındayım. Qamëšlo’da yakınlarımız vardı, onlara gönderildim Midyat’tan. Orda yanlarında uzun bir süre kaldım. Sanırım vardığımın ikinci haftasıydı. Turabdin kökenli yaşlı bir amca, kendi küçücük dükkanında vefat etmiş. Yoksul bir adammış, dükkanı da eviymiş.

Doğal olarak ölü gömme ile kilise ilgilenirmiş. Adamı dükkanından almışlar kiliseye götürmüşler. Alındığı gün ikindi imiş, onu hemen gömme olanağı olmamış ertesi güne bırakılmış. Kilise kapısını, zangoçla (şacor di cito) birlikte pederi kapatıp evlerine gitmişler.

Bu sıra varolan bir geleneğe göre de, bu dünyadan ayrılan kişi, varlıklı ise, onun gömüt işlemleriyle, kilisenin başındaki Millet Meclisi ilgilenirmiş, yoksulsa, kilisenin pederi ve zangoç yalnız ilgilenirmiş.

Ertesi gün, kiliseye, kilisenin pederi geliyor, yanında zangoç yokmuş. Kapıyı açıp içeri giriyor. Kilisede, ölen adamın ilk sırada diri oturduğunu buluyor.

Peder korkudan, kiliseyi terk edip, koşarak ayrılıyor. Ve Qamëšlo sokaklarında kaçışıyor.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

4. 4

Oct-01-2019 at 03:18 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
4

Halk olarak çilemiz ... aramızda kitap okuyan, bilinçlenen, aydınlanan,... yarını bugünden gören insanımız, yok kadar! Hele bizim üniversite bitirmişlerimiz, bizim en cahil kesimimiz’ler. Feodal zihniyeti, dinsel-mezhebi aşmamış, etiği, estetiği son derece çağdışılar,...

Bu kesim kendi halkını hor görür ve ona tepeden bakar. Halkın diliyle, tarihiyle, etnografyasıyla, kültürüyle,... hiç ilgilenmez! İlgilenmediği yetmiyormuş gibi, bu konulara da zevkle, tıkaç (qaţoro) oluyor. Başta karalama olmak üzere, demogajiye, piyonluğa, baltalamaya, tuzak ve pusu kurmaya dört elle hoyratça sarılır. Ve bunu, bir hüner sayar!

***

Yarıda kalan konuya dönelim...

“... Yaşama geri dönmüş amca da, pederin arkasından onu çağırarak gider: Qašo tox, tox dcar! Lë zaycët! Mëklo lë kuxalnox! der.

Sokaklarda birileri olanı görünce kovalamaca sanar, amcaya ‘Neden pederi kovalıyorsun? Ne oldu?’ diye, adamın üzerine gider.

Adam başından geçeni kısa anlatmak zorunda kalır. Dinliyenler, kiliseye dönmesini öğütler ve beraber eşlik ediyorlar. Burda adamı oturtuyorlar, biraz rahatlattıktan sonra, başından geçeni dinlemek istiyorlar.

Ve adam söze başlıyor: Ben, galiba dün olacak, kendi küçük dükkanımda aniden fenalaştım, halsiz yere düştüğümü ve yığıldığımı çok iyi anımsıyorum.

Daha sonra, dükkanımda benim için ne oldu, bilgim yok! Bilmiyorum.

***

Diğer dünyayı boyladım, elimi göksel bir melek tutmuş, birlikte götürüyor, nereye? Bilmiyorum, ikimiz konuşmadan yürüyoruz. Bilara, değirmene benziyen bir yerin önüne ulaştık, melek bana: Gel, dedi. Sana burda kimlerin olduğunu göstereyim, dedi. Ordan sürekli acı dolu bağırışlar, çağırışlar, yakarışlar, ağlayışlar geliyordu.

Melek kapıya gitti, onu açtı, bana: Gel!.. Bak burda kim var, gözlerinle gör! dedi. Yanaştım, değirmen taşına benziyen bir ateşin içinde evrilip-çevrilen, yakından çok iyi tanıdığım, yaşamda karşılaştığım üç Süryani patriğimizi gördüm. Bunlar Patrik İlyas Šakir, Cabdalla Şaddadi ve Cabdël-masiḫ (Abdülmesih) idi. Onlarla birlikte o ateşin içinde tanımadığım bir sürü diğer ruhban da vardı.

Kendi kendime: Yaho bunlar en kutsallarımız, gece gündüz dua eden, perhizli, inançlı büyüklerimiz. Bunlar burda ateşin içinde nasıl olurlar!?

Melek bana yanaştı: Gözlerinle gördün mü onları? Hadi gel!..

Yeniden elimi tutarak yürüdük. Yolda bize doğru gelen bir başka meleğin geldiğini gördüm. Elimi tutan meleğe: Bu adamı geri götür, yanlışlıkla alındı, henüz vakti değil. Daha birkaç yılı var, onu yaşamına geri götür!

Aynı melek tarafından, gerisin geriye getirildim.

Gece uyandım, her yer zifiri karanlık. Kilisede kimseyi görmeyince, kendi kendime, bildiğimi, dua ederek sabahı bekledim.

Sabah erkenden kilise kapısı açıldı, sevindim, pederi görünce daha da sevindim, beni görünce, gerisin geriye giderek, acele koşar adımlarla sokaklara daldı.

Bende arkasından gittim, geri gelsin diye.

Konu bu!

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

5. 5

Oct-01-2019 at 03:19 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
5

Sık ele aldığım konuların başında, halk olarak bizi cehaletin cehennemine iten tıkaçlara (qaţore) hep yer verdim, veriyorum.

Tıkaçlarımızın başında, kilise ve ruhbanı yer alıyor. Bu kesimin tarihte kökenleri çok derinlere iniyor. Aramızda onu aralıyan, sorgulayan, değinen,... ne yazık, bildiğim kadarıyla, bugüne kadar olmamış!

Kilise ruhbanı, tarihte izlediği politik çizgisi nedeniyle, anadillerimiz yerine önce Arapça, sonra Kürtçe, Farsça, Türkçe’yi anadil yaptı. Müziğimizi, gelenek-göreneklerimizi, kültürümüzü yasakladı, ona “pagan’lık” (şuğḏo w şalmuṯo) kırmızı (ḫaram) mührünü vurdu.

Anayurt toprakları üzerinde egemen olma, politika yapma, rejim kurma, asker, polis, milis,... kurmayı göksel ayetlerle yasakladı.

Bunları kim açıklamak zorunda? Doğu-Batı Süryani mi, Türk mü, Kürt mü, Arap mı, Avrupalı mı,... kim?

***

Söyleşi yaptığım hanımın son bölümünü aşağıya alayım ...

“... Dinliyenler duyduklarına şaşarak ayağa kalkmak zorunda kalır ve işine gücüne gideceği bir anda, kilise zangocu ve kilise pederi görünür. Kiliseye giriyor ve topluluğun dinlediklerini yeniden onlarda dinlerler.

Zangoç, adamı, dün aldıkları bilgi üzerine, dükkanından ölü cesedini alıp kiliseye getirdiklerini anlatmış. Millet Meclisi’ne bilgi verdiklerini, adamın kimliğini, varlıklı durumunu sormuşlar. Her şeyi aldıktan sonra, ‘onu siz gömün!’ görevini bize verdiler. Geç olduğu için, onu ertesi güne bırakmayı düşündük. Ve adam yeniden yaşama döndü.

Konu açımızdan bu kadar!

Kilise pederi, hemen kısa bir ayin yaptı, bittikten sonra, herkes işi ve gücüne döndü.

Konu, doğal olarak bir anda fısıltı gaztesi üzerinden Qamëšlo’nun tamamına yayıldı.

Aynı hafta içerisinde, konunun haberi, Ḫasake’de kalan Fëraţ ve Gozarto piskoposu Quryaqos Tannurji’ye ulaşıyor. Adamın hemen yanına gelmesinin emrini Qamëšlo’ya iletiyor.

Ve zavallı adam gitmek zorunda kalıyor. Ḫasake’de Piskoposluk binasında ḫasyo Quryaqos’la karşılaşıyor, saygıyla dizleri üzerine çökerek elini öpüyor. Genel olan duayı piskopos okuduktan sonra, adamın ilerisini ve gerisini sorarak öğreniyor ve can alıcı olan önemli konuya geliyor ve soruyor:

- Yavrum ne oldu? Ne gördün? Bana da anlatır mısın?

Adam, gördüklerini ve yaşadıklarını, yine aynen baştan anlatıyor. Piskopos Quryaqos onu dikkatli sonuna kadar dinliyor. Anlatı sona erdikten sonra, Piskopos adama şu tehditte bulunur:

- Bunun böyle olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunu bir daha birilerine anlatmaya kalkışsan, dilini kökünden koparacağımı bil! Oldu mu!

Ve adam, dilini yutarcasına ordan ayrılıp dükkanına geri geliyor.

Ona, daha sonra kim uğruyorsa, konu ile ilgili sorular sorar, ama susmak zorunda kalır ve konu bir daha anlatılmaz amca tarafından.

Konu böyle noktalanıyor.”

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

6. 6

Oct-01-2019 at 03:20 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
6

Yine sık ele aldığım konuların başında, burda ya da başka yerlerde yazdıklarım,... her zaman eleştiriye açık.

Eleştiri yaparken de, çağdışı düşün ve tavırla ele alınmaması, hepimiz için önem taşıyor ve taşımalı. Birileri sık dini-mezhepsel, ailevi, bölgeci,... tavır üzerinden ele alıyor. Bu yanlış ve çağdışı!

Ben tanrıbilimsel, dogmasal ya da İsa’nın kendi düşün ve felsefesi ile ilgili yazı, analiz,.. yapmadım, yapmıyorum. Çünkü ben bunun uzmanı ve bilirkişisi değilim. Bu konuda benim hiç çalışmam da yok!

Buna karşın, benim ilgi alanım tarih, Sayfolar, çağdaş Şurayt dili ve başaşağı gidişimizin politik nedenleri. Örneğin taşıdığımız tutucu-feodal Yakubi, Nasturi, Maruni, Melkit,... zihniyetin getiri ve giderleri, yansımaları,.. ve yarattığı tahribatı, ele alıyor ve tartışıyorum.

Tartışmaya katılan insanlarımızın önemli bölümü, hala Sivas Temel Tepe Acemi Birliği’nden gönderilen askerlik mektupları dili ile kendini ifade ediyor, eleştiri yapıyor.

Bu yüzden, kanım, burda yazılanın, ele alınanın ne anlam taşıdığını kavrayamadıklarını söylemek zorundayım. Bu dostlar, yürekten kesin katıldıklarını sanıyorum, onlara önerim, anadil Şurayt’la yazın, daha iyi, derim.

Bu konular asker mektubu ile yazılmaz ve anlatılmaz konulardır!...

***

Lübnan Dağı’ndaki Ruhban Okuluna yeniden dönüyorum. İlkin Zaḫle’de temelini attı. Burda birkaç yıl kaldı, daha sonra ‘Aţšane’ye alındı. Her ikisinde de despot Jorj Şaliba başrahip’tir.

Burda kendine, tedib eden işkenceci-tecavüzcü bir grup kuruyor. Başında da Jorj Şaliba’nın kendisi var.

Tam ne zaman, Lübnan’da Suriye Muhaberatı’nın önde gelen adamı oldu, elimde ne yazık ki şu an bilgi yok amma buna karşın 1975’te alevlenen Lübnan İç Savaşı boyunca Suriye yanlısı gruplarla iyi iletişimi vardı. Suriye Lübnan’ı işgal ettikten sonra, onunla düzenli çalıştı. Bir sürü kirli işte eli var.

Lübnan’dan uydu üzerinden dünyaya yayın yapan Hızbullah’ın Al-Manar TV’sinde sık bulunur. Burdan Batı dünyasına Arapça küfürvari restler çeker. Bu restler nedeniyle Tahran ve Şam’dan ona bahşişler aktı. Hala da akıyor sanıyorum.

Başında bulunduğu Lübnan’daki Ruhban Okulu’na başvuran ve kabullenen öğrencileri ilk günlerinde kendisi karşılardı. Onlardan geçmişleriyle ilgili bilgi alırdı, aldıktan sonra da nerde kalkıp-yatacaklarını güzelce gösterir ve başarılar diliyordu.

İlk haftayı sorunsuz geçiştiriyordu bu yeni gelen öğrencilere. İkinci haftadan itibaren, kurduğu grubun adamları, hangi gün hangi öğrencinin banyoya girdiği tespiti yapılır.

O gün için, plan yapılır. Öğrenci banyoya yıkanmaya çıplak girerken, yıkanmanın ilk etabı izlenerek beklenir. Daha sonra banyo kapısı açılır, çıplak olan öğrencinin üzerine arkadan çullanılır. Kişi o ortamda dayanır kendini savunabilir ya da savunmayabilir konusu hiç belli olmazdı.

İsveç’te şu an kalan Andërawos Be-Naqše böyle bir anda kendini savunur ve bu işkencecilerin elinden kendini zor bela kurtarabildi. Ve galiba aynı hafta Ruhban Okulu’nu terkedip İstanbul’a geri geliyor ve ordan da İsveç’e gelip sığınma yapıyor.

Banyo sırasında kendini savunamayan kişi bir tür halatla iyice bağlanıyor ve falaka dayağından geçiriliyor. Bunu güçten düşürene kadar sürdürüyorlar. Halsiz, bitap düşen bu zavallı öğrenciye daha sonra tek tek tecavüz yapar grubun üyeleri.

Ablaḫad Gallo Šabo Zaḫle’de okurken, Ruhban Okulu’nda böyle teslim alındı.

Ruhban Okulu’ndaki bu kirli ve insanlık dışı işlemler nedeniyle, patrik III. Yakub okulu kapatıyor. Daha sonraları Patrik Zakka tarafından bu okul yeniden Saydnaya’da kuruluyor.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Jan Bet Sawocemoderator

 
Send email to Jan Bet SawoceSend private message to Jan Bet SawoceView profile of Jan Bet SawoceAdd Jan Bet Sawoce to your contact list
 
Member: Sep-14-2011
Posts: 364
Member Feedback

7. 7

Oct-01-2019 at 03:21 AM (UTC+3 Nineveh, Assyria)

In reply to message #0
 
7

Değerli Forum Yönetmenleri,

Yazılarımın yanınızda yer almasını istemiyor olabilirsiniz, bunu, bana iki sözcükle iletmeniz, yetiyor ricasında, bulunmak zorundayım. Dileğiniz iletilince, yazılarım sonsuza dek, yanınızda yer almıyacak olur.

***

İçinde yaşadığımız dünya’da, Dışlanmış Halklar Ligi’nde yer aldığımızı, bilenimiz yok kadar. Bu ligde, ne yazık ki dipte ve puansız hep bulunduk ve hala da orda böyle bulunuyor durumdayız.

Neden mi?

Tarih, kültür, dil, coğrafya, etnografya, bugün, yarın ve öbürgünü ilgilendiren bilincimizin çoooooooook çok zayıf demiyeyim, çünkü bu sıfırın çooook çok altında, yer alıyor.

Burda ele aldığım konulara araştırı, inceleme, sorgulama,... yerine Osmanlı zihniyeti, tutucu-feodal, dini-mezhepsel, gerici söylemle ele alma, çağdışı sayılmalı! Ben bunu böyle algılıyor ve bu anlamla yazıp tartışıyorum.

Peder Abrohom, konuyu bir kişiden alma ile sınırlamaya almasının anlamını bilmeden, ‘bıkkınlıkla’ devam ediyor ve ‘ruhban fobiliği’ ile konuyu noktalıyor!

Ya sonrası? Onu, sanıyorum ilgilendirmiyor!..

Bu türden, yani cinsel istismar, konu olunca, bir kişi bile çok ve yetiyor sayılmalı.

Bilinçsiz zihniyetli insanlar olduğumuz için, hemen geçiştirmeyi sever ve üzerini de, ‘çözüm aramadan’ kapatmak isteriz.

Bu can alıcı konu ve konular için öğütüm, her zaman olduğu gibi ‘Sizde araştırın, sizde soruşturun!’ dur.

***

Suriye istihbaratı, aynen eski KGB gibi, halk arasında sözü geçen insanları, kadın üzerinden tuzağa düşürür. Düşen kişi, böyle teslim alınır ve rejimin yönlendirdiği yolda, yürümeme, dışına sapma, ayrılma olanağı kalmıyor. Böyle bir kişi, artık rejimin rehinesi oluyor.

Sapma olması halinde, devlet hemen elindeki basın mekanizmasını devreye sokuyor. Kim hangi kadınla ilişkide bulunmuşsa, basında çarçaf-çarçaf yayınlanır. Ve sapan kişi böyle teşhir edilir. Teşhir olan kişi, toplum nezdinde bitme noktasına getiriliyor.

***

Lübnan Dağı başpiskoposu Jorj Şaliba’nın, Suriye istihbaratına ne zaman bağlandığı konusunda, şu an ne yazık ki verecek bir bilgim yok!

Ruhban okulunda, Jorj Şaliba’nın insanlıkdışı yöntem ve işlemle teslim aldığı öğrencileri, ileride kilisede alacakları görevlerinde, faşist Baas rejiminin yönlendirdiği yolda yürümek zorunda kalıyorlar.

Bu türden yansımaları, Sayfo konferansları sırasında, kilise lokallerinin konferans sunucularına nasıl kapandığına hepimiz defalarca tanık olduk.

Bunları anımsamayanımız varsa, burda, bilgi verse sevinirim.

Alert   IP Print   Edit        Reply      Re-Quote Top

Forums Topics  Previous Topic Next Topic


Assyria \ã-'sir-é-ä\ n (1998)   1:  an ancient empire of Ashur   2:  a democratic state in Bet-Nahren, Assyria (northern Iraq, northwestern Iran, southeastern Turkey and eastern Syria.)   3:  a democratic state that fosters the social and political rights to all of its inhabitants irrespective of their religion, race, or gender   4:  a democratic state that believes in the freedom of religion, conscience, language, education and culture in faithfulness to the principles of the United Nations Charter — Atour synonym

Ethnicity, Religion, Language
» Israeli, Jewish, Hebrew
» Assyrian, Christian, Aramaic
» Saudi Arabian, Muslim, Arabic
Assyrian \ã-'sir-é-an\ adj or n (1998)   1:  descendants of the ancient empire of Ashur   2:  the Assyrians, although representing but one single nation as the direct heirs of the ancient Assyrian Empire, are now doctrinally divided, inter sese, into five principle ecclesiastically designated religious sects with their corresponding hierarchies and distinct church governments, namely, Church of the East, Chaldean, Maronite, Syriac Orthodox and Syriac Catholic.  These formal divisions had their origin in the 5th century of the Christian Era.  No one can coherently understand the Assyrians as a whole until he can distinguish that which is religion or church from that which is nation -- a matter which is particularly difficult for the people from the western world to understand; for in the East, by force of circumstances beyond their control, religion has been made, from time immemorial, virtually into a criterion of nationality.   3:  the Assyrians have been referred to as Aramaean, Aramaye, Ashuraya, Ashureen, Ashuri, Ashuroyo, Assyrio-Chaldean, Aturaya, Chaldean, Chaldo, ChaldoAssyrian, ChaldoAssyrio, Jacobite, Kaldany, Kaldu, Kasdu, Malabar, Maronite, Maronaya, Nestorian, Nestornaye, Oromoye, Suraya, Syriac, Syrian, Syriani, Suryoye, Suryoyo and Telkeffee. — Assyrianism verb

Aramaic \ar-é-'máik\ n (1998)   1:  a Semitic language which became the lingua franca of the Middle East during the ancient Assyrian empire.   2:  has been referred to as Neo-Aramaic, Neo-Syriac, Classical Syriac, Syriac, Suryoyo, Swadaya and Turoyo.

Please consider the environment when disposing of this material — read, reuse, recycle. ♻
AIM | Atour: The State of Assyria | Terms of Service